Yargı süreçleri devam etmesine rağmen projelere hız verilen, çoğu zaman ‘ÇED gerekli değildir’ raporlarıyla telafisi olmayan sonuçların doğduğu doğa davalarında aktivistler ‘mücadele boyutu’nu yeniden tanımladı: “Daha fazla dayak yemeliyiz.”

Doğaseverlerin ‘trajikomik’ önerisi, Antalya’da Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin taş ocaklarına karşı mücadele verirken öldürülmesi üzerine yapılan forumda ortaya atıldı.
Değirmenönü Kültür Sanat Merkezi’nde aktivistler ve örgütlerin bir araya gelmesiyle yapılan forumda, doğa sorunlarına karşı güçbirliği kararı alındı.
‘Biber gazıyla tanışmayan yurttaş görevini yapmış sayılmaz’

Geçmişte Bergama köylüleriyle birlikte altın madenlerine karşı yürüttüğü mücadeleyle tanınan aktivist Oktay Konyar, yargı süreçlerinin işlevsiz kaldığı doğa mücadelelerinde çıtayı yükseltmek gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Dayak yemeyen yurttaş, biber gazıyla tanışmayan yurttaş, eve sağlam dönen yurttaş yurttaşlık görevini tam yapmamış demektir. Türkiye’de ekolojiye karşı hukuki yoldan mücadele sonuçsuz kalıyor. Mahkeme kararlarını kazandık diye oturmak da olmaz. Hangi yargı kararları uygulandı? Hangisi yaşama geçti. Sivil itaatsizlik de bir mücadele yöntemidir. Biz doğrudan sivil itaatsizlik eylemleriyle yurttaş bilincini alanlarda gerçekleştirmek zorundayız. Daha fazla dayak yemek zorundayız.”