Selahattin Demirtaş ve arkadaşları, 4 Haziran katliamında esas hedefin kendileri olduğunu görmediler, ya da görmezden geldiler. Tam tersine, adeta Kandil’den emir alırcasına davranmaya başladılar.
Güneydoğu’da kentler, kasabalar, mahalleler işgal edilir, hendekler barikatlar kurulur, oradaki insanların yaşam hakları gasp edilirken (Dükkan açamaz, satış yapamaz, çocuğunu okula gönderemezsen, Kürt olsan ne olur?.) HDP, Kandil’e karşı kesin tavır almadı.
Kandil’den yana tavır alarak, HDP kendi kaynağını kuruttu. Kimisi “Bu böyle olmuyor” diye Kandil’e sığındı. Kimisi, “Benim burada rahat yaşamam HDP ile mümkün olmayacak” dedi. Oyunu, kendisine en yakın gördüğü iktidar partisine döndürdü..
Bu HDP’yi daha da dehşete düşürdü. Tükenmekte olduklarını gördüler. Bir dahaki seçimde barajı bile aşamayacaklardı belki de..
Çare?. Çare ‘Mağdur’ duruma düşmekti..
Hazır dokunulmazlıklar da kaldırılmışken “Tutuklanmamızı sağlarlarsak durumu kurtarabiliriz belki” dediler. Böylece yurt içinde ve dışında sempati yaratacaklarını ve prim yapacaklarını hesaplıyorlardı.