HDP, kadın ve çocuk hakları raporuna 'şerh düştü': Sorun normallikte aranmalı

 

burcu karakas kelle

 

BURCU KARAKAŞ

brckarakas@gmail.com / @burcuas

HDP, uzun mücadeleler sonucu kazanılan kadın ve çocuk haklarını geri alacak ‘Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu’na muhalefet şerhi düştü.

Raporda istismar edilen çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmesi, çocuk evliliklerinin teşviki, hadım uygulaması, şiddet ve boşanma davalarında arabuluculuk ve uzlaşma, şiddete karşı koruma kararları için delil veya belge aranması, tedbir süresinin kısaltılması, aile hukukuyla ilgili tüm duruşmaların gizli yapılması, boşanmanın zorlaştırılması, kadının nafaka hakkının süreye bağlanması, mal paylaşımında dava açma süresinin kısaltılması, eşin ölümünde kadının payının verilmek istenmemesi, aileye yönelik danışmanlık hizmetinin dini temele oturtulmak istenmesi gibi başlıklar yer alıyordu.

Komisyonun, Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve 6284 sayılı Şiddet Önleme Kanunu için önerilen değişikliklerin yer aldığı rapora şerh düşen HDP’nin hazırladığı metinden satırbaşları şöyle:

– Komisyon’a, 1-2 yıldır kadına yönelik şiddet projesi yürüten, hükümete yakın sivil toplum örgütleri çağrılmasına karşın, 1987’den beri bu konuda dünyada örnek gösterilen çalışmalar yapan Mor Çatı, önerdiğimiz halde davet edilmemiştir.

– Boşanmış İnsanlar ve Aileleri Platformu, Babasız Bırakılan Çocuklar, Çocuksuz Babalar Derneği, Boşanmış Babalar Platformu ve boşanmış babaların sorunları hakkında uzman davet edilmiş olmasına karşın, boşanmış bir anne dinlenmemiştir.

– Cinsiyet eşitliği ‘Diğer Öneriler’ başlığı altında, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı eğitimler başta olmak üzere toplumu bilinçlendirecek ve farkındalık yaratacak aktivitelere önem verilmeli” şeklinde yuvarlak ve kestirme bir ifade ile ‘geçiştirilmiştir.’

– Eşitsizliklerin analizinde sıklıkla düşülen hata, eşitsizlikleri normalleştiren, süreklileştiren politik ve toplumsal iklime odaklanmak yerine, bu eşitsizliklerin yol açtığı sonuçları vaka odaklı olarak ele almaktır. Sorun sosyal uyumsuzlukta değil, sosyal normallikte aranmalıdır. Erkeğin şiddet uygulayarak, toplumsal açıdan konforlu bir pozisyon olan erkekliğini vurguladığı, böylelikle erkeklikten güç aldığı görülecektir. Böyle bir perspektif, aile içi eşitsizlikleri eğitim, öfke kontrolü, bağımlılık tedavisi gibi artlam niteliğindeki çözümlerden evvel, erkekliğin yüceltilmesi ve kadınlığın değersizleştirilmesi ile ilgili toplumsal normlar ve politikalarla mücadeleyi öne çıkartacaktır.

– Komisyonun kendisi toplumda bir boşanma sorunu varmış intibası yarattığı halde, davet edilen uzmanlarca sunulan bilgiler aksini söylemektedir. Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Komisyon’da sunulan bilgiler en az boşanmanın bir yıldan az evli olanlar arasında gerçekleştiği yönündedir. Boşanmaların çoğu 16 ve üzeri yıl evli kalanlar arasında gerçekleşmektedir. Veriler boşanmaların geçen yıla oranla yüzde beş artmış olmasına karşın, nüfusun da buna paralel olarak artış gösterdiğini, ek olarak, boşananların da büyük bir kısmının yeniden evlendiğini göstermektedir.

– Aileye ilişkin sorunların gündemleştirilmesinde uzmanlarca da sıklıkla kadının ve çocuğun aile içindeki konumuna yönelik görüşler sunulmasına karşın, Rapor bütününde kadının Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve 6284 sayılı yasa ile edinmiş olduğu haklara el koyan öneriler getirmektedir.

– Yasal düzenlemelerle ilgili ayrıntılı önerilerin yer aldığı raporda çocukların cinsel istismarı suçunun işlendiği evliliklerde, evliliğin beş yıl boyunca sorunsuz ve başarılı devam etmesi halinde cezasızlık önerisi getirilmesine karşın, evlenme yaşının 18’e yükseltilmesi önerisinin yer almaması dikkat çekicidir.

– Nafaka ile ilgili süre kısıtına yönelik düzenleme yapılması önerisi, kadınların içinde bulunduğu koşulları görmezden gelmektedir.

– Raporda cinsiyet eşitliği açısından en önemli müdahale ise boşanma arabuluculuğu önerisidir. Arabuluculuğun getirilmek istendiği toplumsal bağlamın, kadın ve erkeğin müzakere gücü boyutundaki resmi budur. Kadınların istedikleri anda erişebilecekleri, arabuluculuk için değil şiddetten uzaklaşmak için her türlü hizmeti yedi gün 24 saat alabileceği merkezlerin yaygınlaştırılmasıdır.

– Aile içi eşitsizlikler kadın açısından bakıldığında bir değersizleşme sürecine tekabül etmektedir. Bu nedenle ailedeki kadın için, anne ve eş pozisyonlarının dışında, kadınlığın değerinin güçlendirilmesi, aynı zamanda aile içi eşitsizliklerle mücadelede atılacak adımlardan biri olacaktır. Aynı şekilde, kadınların şiddetle mücadele yöntemi olarak kendi kendilerini suçlamasının önüne geçecek çalışmalar yürütmek, suçluluk duygusunu bu açıdan ele almak gerekmektedir.

Meclis’e rapor (mealen): Kadın ve çocuk hakları önemli değil, yeter ki aile korunsun