İş hayatınızla 'gerçek' hayatınız arasında doğru denge için 10 ipucu

 

Modern çağ‘da, iş hayatınızın yükünü kaldıramıyor ya da çok bunalıyor, fakat işverenlerinizden gelen talepleri de durduramıyor musunuz? The Guardian gazetesi, uzun çalışma saatlerinden biraz olsun uzaklaşıp rahatlamanın yollarını sizin için derledi:

1- E-maildan uzaklaşın

Fotoğraflar: Reuters
Fotoğraflar: Reuters

 

Bu yılın başında internette, Fransa’da çalışanların saat 18.00’dan sonra iş e-maillarını kontrol etmesinin yasayla yasaklandığına dair bir haber paylaşılıyordu. Bu gerçek değildi. Fakat belki de, patronlardan gelen e-maillara yanıt vermek için ek mesai yapılmasına karşı bir yasa çıkarılmalı.

İngiliz yaşam koçu Melanie Allen böyle bir yasanın çıksa bile uygulanmasının imkansız olduğuna dikkat çekse de, şirketler şu öneride bulunuyor: ”Şirketler verimliliği düşünmeli. Çalışanlarının durmaksızın e-maillarını kontrol edip sosyal medyayı takip etmesi verimliliği artırıyor mu, yoksa sadece gereksiz stres mi yaratıyor?

2- Cantona gibi ‘hayır’ demeyi öğrenin

eric cantona

Kusura bakmayın ama, eğer patronunuzun kendini sürekli tekrar eden sonsuz talepleri karşısında 7/24 müsaitseniz ve bunun sonucundaki aşırı yüklemenin altında kalıyorsanız, ‘hayır‘ demenin gübünden yararlanmayı deneyin. Yaşam koçu Allen’ın bu konudaki önerisi şu:

”Ek bir iş yapmanız istendiğinde düşünmeden ‘evet’ diyorsanız, yanıtınızı geciktirin ve hemen cevap vermeyin. Talepte bulunan kişiye ‘geri döneceğinizi’ söyleyin ve aradaki zamanda ‘evet’ mi, ‘hayır’ mı diyeceğinizi değerlendirin. ‘Evet’ demek istiyorsanız sorun yok. Fakat ‘hayır’ demek istiyorsanız, öyle deyin ve kararınızı değiştirmeyin. Kararınızı meşru göstermeye çalışmanıza veya bahane uydurmanıza gerek yok. Terbiye sınırlarını da aşmayın.’

İngiliz Akıl Sağlığı Vakfı da, işinizdeki taleplerin çok fazla olması halinde sesinizi çıkarmanızı öneriyor. Bu noktada örnek aldığınız kişi, eski futbolcu Eric Cantona olabilir: Ken Loach’un ‘Eric’i Aramak‘ isimli filmde Cantona, kendine güvensiz bir İngiliz’e ‘hayır‘ demenin gücünü anlatıyordu.

3- Daha çok değil, daha zekice çalışın

Business-Threesome

Daha fazla çalışmanız ve daha az uyumanız gerektiğini savunan bir ‘ekol‘ söz konusu. Bu ekol, model olarak Birleşik Krallık’ın eski muhafazakar başbakanı Margaret Thatcher’ı gösteriyor: Demir Lady sadece dört saat uykuyla yetinebiliyordu. Fakat birçok İngiliz’e göre ülkeyi getirdiği nokta da pek iyi değil…

İş-özel hayat dengesi üzerine bloguyla tanınan Amerikalı akademisyen Matt Might’a göre, ‘uykuyu hacklemek‘, yani zihninizi ve vücudunuzu daha az uykuya alıştırmak doğru değil. Might, en verimli ‘iş denklemi‘ni şöyle anlatıyor:

Yapılan işin denklemi, ‘verim = yapılan iş birimi / saat × çalışılan saat sayısı’ olarak kurulur. ‘Daha çok çalış, daha az uyu’ sloganını benimseyen insanlar, bu denklemin çalışılan saatler tarafına ağırlık veriyor. Fakat verim açısından, denklemin ilk kısmı da en az bunun kadar önemli.

Akıl Sağlığı Vakfı’nın ilgili istatistiklerine göre, uzun saatler boyunca çalışanların yüzde 27’si depresif, yüzde 34’ü kaygılı, yüzde 58’i de gergin hissediyor. Vakıf ”Zekice çalışın, daha uzun saatler değil” önerisini getiriyor ve bunun ne anlama geldiğini şöyle izah ediyor: ”Önceliklerinizi belirleyin, her bir iş için kendinize bir zaman dilimi belirleyin. Önceden planlanmadığı için uzun süren toplantılar gibi daha az verimli işlere takılmamaya çalışın.

Sözgelimi, Michael Foley’nin ‘Absürdite Çağı’ isimli kitabında anlattığı gibi, ‘iş arkadaşlarınızın kendine güvenli bir ses tonuyla şirketi eleştiriyormuş gibi görünüp esasında yeni hiçbir şey söylemediği’, sizin de ‘Bu budalalarla ne işim var?’ dediğiniz toplantılardan kaçının.

4- İşi işte bırakın

ofis

Belki de arkadaşlarınızla birkaç ‘tek atmak için‘ işten çıkmak üzereyken, aklınızdaki ‘yapılması gerekenler‘i bir kağıda yazın. Ardından not defterinizi ve bilgisayarınızı kapatın, notunuzu ertesi güne bırakarak işten çıkın. Yaşam koçu Allen’a göre, bunu yapmakta zorlanıyorsanız, derin bir nefes alın ve ‘İş günü bitti‘ diye düşünün.

Eve iş götürmek zorundaysanız da, belirli bir odada çalışın ve işinizi bitirdiğinizde kapıyı kapatın. İş-özel hayat dengesi için ‘kapıyı kapatmak‘ çok büyük önem taşıyor.

5- Mükemmeliyetçiliği bırakın

İşi o günlüğüne bitirmek kulağa hoş geliyor ama o kadar da değil. Zira ofisten çıkarken bazı şeyleri en iyi şekilde yapmadığınızın farkına varabilir ve geri dönüp düzeltmeye girişebilirsiniz. Ancak, özellikle de yükünüzün ağır olduğu zamanlarda, işinizi ‘mükemmel‘ değilse de ‘yeterince iyi‘ yaptığınızı kendinize açıkça söyleyin. Evde ya da işte, gerek olmadığı zamanlarda, kendi kendinize ek baskı yapmayın

6- ‘Şehit’ olmayın

mutsuz kadın3

Allen’a göre, bazılarımız ‘şehit‘ olmaya, ‘Burada her şeyi ben yapmak zorundayım‘ demeye meyilli oluyor: ”Şehit’ gibi hissetmek bazı insanlara büyük zevk veriyor. Güçlü ve yoğun hissetmek bazı insanlara büyük zevk veriyor. Fakat bunun başkaları için sinir bozucu olduğunu düşünmekte fayda var. Birçok kişinin ‘şehit’ olmasının sebebi, başkalarının onayını almak istemeleri. Fakat bunun etraf için yorucu olduğunu fark ederlerse, öyle davranmaktan vazgeçebilirler.”

7- Adrenalini azaltın

Spor salonunda da, bir patrona çalıştığınız ofiste de olsanız her dakika adrenalin ihtiyacı mı duyuyorsunuz? Allen bu konuda şöyle diyor: ”Kendinize, hayatınızın ne kadar iyi gittiğini sormalısınız. Bu tür kişiler, bir acele işten diğerine koşturur; işten spor salonuna gider. Fakat özellikle de enerjiniz kalmayıp çöktüğünüzde, aileniz ve arkadaşlarınız için sizin etrafınızda olmanın zorluğunu unutmayın.

8. Emekliliğinizi düşünün

mutlu yaşlı 2

Eğer tek yaptığınız şey işinizse, kovulursanız veya kurduğunuz iş batarsa ne yapacaksınız?‘ diye soran yaşam koçu Allen, müşterilerini başka ilgi alanları edinmeye yönlendiriyor. Hobilerden veya pul koleksiyonu yapmaktan da değil, ‘işten başka sırtınızı dayayabileceğiniz şeyler‘den söz ediyor.

İngiliz Akıl Sağlığı Vakfı da, iş stresinizi azaltmak için spor yapmayı, rahatlamayı ve hobi edinmeyi öneriyor.

9. Onları bekletin

Sürekli olarak müsait olma halinden kaçınmanon bir yolu da, iş arkadaşlarınıza, e-maillara 24 ila 48 saat içinde döneceğinizi açıkça söylemek.’Yardım! Azıcık daha mutlu olmanın ve birazcık daha fazla iş yapmanın yolları‘ isimli kitabın yazarı Oliver Burkeman’a göre, ”Nihayetinde cevap vereceğinizi bildikten sonra, insanlar bundan fazla rahatsız olmaz.

Evet, söylemesi yapmasından kolay ama iş saatleri dışında her an müsait olmadığınızı açıkça göstermeniz gerekir. Cep telefonundan gelen mesajlar gibi hızlı yanıt beklenen anlarda da, ikinci maddeyi, yani ‘hayır‘ demenin gücünü hatırlayın.

10. Kendi kurallarınızı koyun

Allen’a göre, ”İş hayatı-özel hayat dengesini, belki başkalarının da yardımıyla, bulmanız gerektiği açık. Önemli olansa, başka insanların dayatmasından ya da başkalarının düşünce yapısını sizin de içselleştirmenizden kaynaklanan ‘zorunluluk’ları gözardı etmek.

İş hayatına bakış açısından bir ‘nesil geçişi‘ne tanık olduğumuzu unutmayın. 1990’dan sonra doğanlar için iş ve ev arasındaki ayrım daha bulanık; bu kişilerin yaklaşık yüzde 81’i kendi iş düzenlerini belirleyebileceklerini düşünüyor. Bazıları için bu, şu anlamlara gelebilir: Gerçek toplantılar yerine Skype üzerinden yapılan sanal toplantılar, istedikleri zaman evden çalışma fırsatı ve ideal olarak, patronlarının pazar günü çalışma istediğini reddettiklerinde kovulmalarını engelleyecek bir sözleşme maddesi.