Hasan Öztürk: 'Rojava devrimi' ifadesini bu günlerde ağızına alan var mıdır?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hal böyleyken “Fırat’ın doğusu” meselesi Türkiye’nin iki tezi açısından hayati önem taşıyor. Birincisi, Türkiye’ye yönelik tehdit. İkincisi Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehdit.

Bu iki tez de artık uluslararası arenada kabul görmüştür. Hem Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hem de Türkiye’yi tehdit eden teröre karşı kendisini savunma hakkı bütün uluslararası çevrelerce onay görmüştür.

Tek bir istisnası vardır o da Amerika’dır. Amerika hala PYD/YPG-PKK unsurlarını “DAEŞ ile mücadelede kara gücü” olarak görmek fikrini empozenin peşindedir. Ama güneş doğmuştur, gerçekler gün yüzüne çıkmıştır. Suriye’de DAEŞ ve türevi terör örgütleri sadece ve sadece derin Amerika’nın Ortadoğu’ya biçtiği yeni elbisede birer aparat olarak kullanılmaktadır. Eski Amerika Dışişleri Bakanı Condoleezze Rice’nin “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek” tezinin aparatlarıdır.

Ancak, “direş hattının” Türkiye tarafından tahkim edilmesi ve bu tahkimata uluslararası çevrelerin de dahil edilmesi Suriye ve bölgemiz ile ilgili Amerikan projesini şimdilik geriletmiştir.

Projenin çökmesi için Kuzey Suriye’nin mutlaka ve mutlaka “terörden” arındırılması şarttır.

Türkiye şimdi bu konuda adımlar atmaktadır.

“Rojava devrimi“ ifadesini bu günlerde ağızına alan var mıdır? Ya da “Kobani, Kobani” diye bağıranlar?

Sahi ne oldu o devrime? Yoksa baştan sona halüsinasyon mu görmüştük?

Hasan Öztürk’ün yazısı