David Graeber’in deyimiyle “tırışkadan işlerden” biri olmadığı neredeyse herkes tarafından kabul görmüş bir alan tıp. İnsan neden doktor olmak ister? Sorunun cevapları muhtelif: Tanrı kompleksi, para babası veya baba hayali olmak ya da toplumda başka türlü atlayamayacağımız eşikleri aşmak için mi? Üniversiteye giriş sınavlarında yanlışlıkla yüksek puan alındığı için seçilen bir bölüm olduğu dönemleri de gördük. Peki bu sebepler, meslek grubunun genel eğilimini etkiler mi?
Ders bile seçmeden üniversite bitiren, askerlik usulü uzmanlık eğitimlerinden geçen ve yine silahlı kuvvetler misali zorunlu hizmetlerde ömür tüketen bu insanların her yükü sorgusuz sualsiz taşımasını bu temellerle açıklayabilir miyiz? Kamuda gecesi gündüzü olmadan çalışan ender mesleklerden olan, fakat fazla para kazandığı için gece gündüz tüm ailelerinin kulakları çınlatılan doktorlar nasıl hep susar?
“Geri kalan herkes isyankâr da siz mi eksik kaldınız” diyen tüm okuyucular haklı. Fakat… Dediğim gibi, kötümserlik kötürümlük gibi iliklerime işlemiş olabilir. Yine de, şu veya bu şekilde başka meslek gruplarının ve aksak orta sınıfımızın belli mensuplarının hayatına bir miktar dâhil olmuş birinden size bir sır: Tıp camiası hızla çürüyor, hem de içinden.
Aylarca icap nöbeti tutmaya zorlanan, tehdit edilen doktorlardan hayır gelir mi? “80 hasta bakmazsan soruşturma açarım” diyen müdürler size yardımcı mı oluyor ey insanlık? Tamam, sakinleştim.