MESUDE ERŞAN
@mesudersan
mesudeersan@diken.com.tr
Sağlık Bakanlığı, depremzedelere gönüllü sağlık hizmeti vermek isteyen meslek örgütlerine kulaklarını kapadı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ilk günden itibaren işbirliğine hazır olduğunu defalarca ilettiği halde hiçbir yanıt alamadı.

Tablo ortada
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta ilki 7,7, ikincisi 7,6 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti. Merkez üssü Pazarcık ve Elbistan olarak belirlenen depremler Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis’i sarstı. Binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan göçük altında kaldı.
Bu afet sadece bölgenin değil tüm ülkenin hatta dünyanın sorunu. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü de deprem nedeniyle en üst düzey acil durum ilan etti.
Buna karşılık deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinde ciddi bir organizasyonsuzluk ve koordinasyonsuzluk gözleniyor. Birinci basamak sağlık hizmetleri neredeyse durdu. İlaç erişiminde ciddi sorunlar var. Depremzedelerin rehabilitasyonu için sosyal hizmet organizasyonu yok. Koruyucu sağlık hizmetleri için su, elektrik ve yakıt yetersiz. Yaşlıların ve gebelerin grip, Covid-19 aşıları yapılamıyor. Kimliklendirme ve definler usulüne uygun yapılamıyor.
Hekimler ve sağlık çalışanları yıkılan, ağır hasar gören hastane binalarında, çoğu yerde elektriksiz, dondurucu soğukta, bazen aç, susuz çalışıyor.
‘Islak çoraplarla 72 saattir görev başındalar’
TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Alican Bahadır, şunları: “Hem depremzedeler hem de günlerdir aralıksız çalışıyorlar. Artık tükendiler. Çorapları ıslak, aynı ince kıyafetlerle devam ediyorlar. Gelen yiyecek, giyecek yardımlarını görev yerlerini terk edemedikleri için alamıyorlar.”
Özetle afet bölgesinde hekimler ve sağlık çalışanları bitik durumda. Son derece güç koşullarda, yetersizlikler ve hatta yokluklar içinde depremzedeleri tedavi etmeye çalışan hekim ve sağlık çalışanlarının artık dinlendirilmesi gerekiyor.
Gönüllüler hazır
Gelgelelim 100 bine yakın hekimi temsil eden, en büyük meslek örgütü TTB’nin yardım eli hükümet tarafından geri çevriliyor.
TTB hem tabip odalarından toplanan gönüllü hekim listelerini iletmek hem de işbirliği içinde hareket etmek amacıyla 6 ile 9 Şubat arasında bakanlığa dört yazı yazdı. Ancak hiçbirine yanıt alamadı.
Sağlık Bakanlığı, İstanbul Tabip Odası, diğer oda ve sendikalardan gelen yardım taleplerini de görmezden geliyor.
‘Alandaki hekimler artık dinlensin, gönüllüler değişime hazır’
TBB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, değişim için gönüllülerin hazır olduğunu söylüyor: “TTB ve tabip odaları deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinin sürdürülmesinde bakanlık ve il sağlık müdürlükleriyle koordinasyon içinde olmalı, deprem bölgesine malzeme ve insan gücü ulaştırma konusunda yetkili sayılmalı, engellenmemeli.”
Halen görev yapan hekimler ve sağlık çalışanlarının bazıları depremde yaralandı. Evleri yıkıldığı için eş ve çocuklarıyla hastane bahçelerinde barınmaya çalışanlar var.
Fincancı şunları aktarıyor: “Onların bir an önce geriye çekilmesi, sağlık hizmetlerinin gönüllülerle, dönüşümlü sürdürülmesi akılcı yaklaşım. Bugüne kadar 1518 gönüllü hekim (çoğu kamudan) tabip odalarımızdan bize bildirildi. Bu 1518 meslektaşımızı görevlendirme konusunda adım atamıyoruz. Çünkü idari izinli sayılıp sayılmayacakları belirsizliğiyle karşı karşıyayız.”
‘Vardiyalı çalışılmalı’
Şu aşamada kayıpların en düşük seviyede tutulması, afetzedelerin su, yiyecek, giyecek, ısınma, barınma, psikolojik destek gibi hayati ihtiyaçlarının en kısa sürede ve en uygun yöntemlerle karşılanması, yangın, salgın hastalık gibi ikincil afetlerin önlenmesi gerekiyor. Bunların tümü uzun soluklu bir mücadele, çalışma gerektiriyor.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan, şunları söylüyor: “Depremin birinci günü il sağlık müdürlüğüne her tür destek için hazır olduğumuzu bildirdik. Bölgedeki hekimler, sağlık çalışanları ve diğer gönüllülerin deprem nedeniyle yaşadıkları maddi ve manevi travmalarla çalışmaya devam etmek yerine, dinlenmeye alınmalı. Yerlerine yeni ekipler getirilmeli. Plan dahilinde birer haftalık vardiyalarla çalışması sağlanmalı. İyi planlandığı takdirde çok sayıda gönüllü hekim ve sağlık çalışanı olduğundan bu koşulun sağlanması sorun olmaz.”
‘Bizlere danışılmaması anlamıyorum’
TTB Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu’ndan Dr. Onur Naci Karahancı halen deprem bölgesinde. Karahancı’ya göre depremin vurduğu yerlerde yaşayan hekimler hiç çalıştırılmamalı: “Neredeyse üç gündür hiçbiri evine gitmemiş, dinlenmemiş, dinlenebilecekleri hiçbir yer tanımlanmamış. Bazıları hasarlı hastanelerin servislerinde kalıyor. Belediyle birlikte hekimlerin kalabileceği, dinlenebileceği karavan ve konteynırlardan bir yer organize etmeye çalışıyoruz. Organizasyon bu kadar kötüyken, bu kadar gönüllü hekim varken bizlere danışılmıyor, anlamıyorum.”
‘Tedavisi biten de hastanede kalıyor, gidecek yeri yok’
Ankara Tabip Odası’ndan Dr. Onur Erden, barınmanın tüm bölgede büyük sorun olduğunu vurguluyor: “Pek çok yapı kullanılamayacak durumda. Hem hekim ve sağlık çalışanları hem de diğer vatandaşlar hastanelerde barınıyor. Tedavisi bitenler de hastanede kalıyor. Gidecek yeri yok Bu da büyük sıkıntılara yol açıyor.”
‘Organizasyon ve koordinasyon şart’
Samandağ Devlet Hastanesi’ne gönüllü giden Dr. İncilay Erdoğan’ın görüşü de şöyle: “Gönüllü hekimler gelmeye devam ediyor. Bu konuda sıkıntı yok. Ama Sağlık Bakanlığı, TTB, sağlık meslek örgütleri, sendikalarını içine alan, iş gücünü doğru planlayacak bir organizasyon ve koordinasyona ihtiyaç olduğu belli. Sürekli gönüllülükle olmuyor. Böylece iş gücü daha iyi kullanabilir ve daha yararlı oluruz.”