Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD-İsrail’in saldırılarına misilleme olarak İran’ın Körfez ülkelerini vurması için “İnanılmaz derecede yanlış bir strateji” dedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı geniş çaplı hava harekatının ardından İran’ın misillemeleri ve ABD-İsrail’in saldırıları karşılıklı sürüyor. Saldırıların ilk gününde İran’ı 37 yıldır yöneten Ayetullah Ali Hamaney de öldürülmüştü.
İran, saldırılara ABD’nin askeri üslerinin de bulunduğu Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni vurarak karşılık veriyor.
Ayrıca İran Devrim Muhafızları dün (2 Mart) petrol ve LNG ticareti için kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nın geçişlere kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını duyurdu.
Fidan: ‘Ben gidersem bölgeyi de beraberimde götürürüm’ stratejisi
TRT’de konuşan Fidan, gündeme dair özetle şunları söyledi:
* İran’ın burada şöyle bir strateji izlediğini görüyoruz: Kendisine yönelik nihai bir saldırı değerlendirmesinde bulunduğu anda ‘Ben gidersem bölgeyi de beraberimde götürürüm’ stratejisiyle bölgedeki diğer ülkelere, özellikle enerji altyapılarına…
* İran şunun çok iyi farkında; bölgedeki kritik ülkelerde bulunan enerji altyapılarının dünya ekonomisi için, istikrarı için, enerji güvenliği için ne kadar önemli olduğunu biliyor. Buralara yönelik saldırılarını yapıyor. Kendisi taarruza uğradıkça baskı unsurunu buradan oluşturmaya çalışıyor.
‘Rejim değişikliği hedefleyen bir askeri perspektif var’
* Şimdi tabii savaşın ne kadar süreceği ne olacağı meselesi tartışmalı bir konu, çeşitli değerlendirmelere açık bir konu. Burada önemli olan şu; saldıran tarafların amaçları ne? Neyi hedefliyorlar?
* Burada iki tane ana amaç kümesi ortaya çıkıyor baktığınız zaman. Birinci kümede; İran’ın sahip olduğu askeri yeteneklerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir askeri profesyonel değerlendirme var. ‘Bu amaca ulaşana kadar biz bu harekatı devam ettireceğiz’ görüşü var. Diğer taraftan da bir rejim değişikliğini hedefleyen bir askeri harekat perspektifi var.
* Şimdi bu iki hedefe göre savaşın süresi değişir, şekli de değişir. Yayılma tarzı, oluşturacağı riskler de değişir; bu ikisi çok farklı konsept. Dolayısıyla biz şimdiden özellikle belli ülkelerle bir araya gelerek belli bir görüş oluşturup, daha kötüye gitmesini nasıl engelleriz, bununla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz.
‘İran’ın perspektifinden de son derece yanlış’
* Körfez ülkeleri, büyük bir kısmı, yani bu savaşın çıkmaması için çok çalıştılar esas itibarıyla. Yani ben yakından şahidim. Saldırıdan bir saat öncesine kadar Katar başbakanı ve dışişleri bakanı savaşın çıkmaması için uğraşıyordu. Yani aslında İran’ın lehine olacak bir noktada faaliyet gösteriyordu.
* Ama buna rağmen İran’ın hiçbir ayrım yapmadan arabulucu Umman’ı, Katar’ı, Kuveyt’i, Bahreyn’i, Suudi Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Ürdün’ü; yani bütün buraları bombalaması bence inanılmaz derecede yanlış bir strateji. Yani bölgedeki riski zaten çok ciddi yükseltiyor ama diğer taraftan kendisi perspektifinden bakıldığı zaman da son derece yanlış bir strateji.
* Dostlarımız açısından baktığımız zaman da bizim de kendi stratejik değerlendirmemiz açısından İran adına yanlış bulduğumuz bir husus. Yani kendisi bir savaş içindeyken, bir saldırı altındayken kendisine zararı dokunmayan üslerini, bölge hava sahasını saldıran taraflara açmamış, kendinde bulunan üslerden uçakların kalkmasına izin vermemiş, bunu önceden Amerikalılara ve İsraillilere deklare etmiş ve bir nevi bir nötrlük politikası belirlemiş, bununla da yetinmeyip savaşın durdurulması için çalışmış bu ülkelere bu türden bir taarruz; tabii ki İran’ın aslında tehdit algısının nihai kertede ne derece ciddi olduğunu gösteriyor. Dediğim gibi, yani temel strateji: ‘Eğer ben batacaksam benimle beraber bölgeyi de batırırım’ stratejisi yani.
Ne olmuştu?
İsrail, 28 Şubat’ta İran’a ‘önleyici saldırı’ diye nitelediği ve ‘Aslan Kükremesi’ adını verdiği bir harekat başlattı.
ABD Başkanı Donald Trump saldırıya ABD’nin de katıldığını açıkladı. ABD harekatının adı ‘Epik Öfke’.
ABD başkanı, “Hedefimiz İran rejiminin tehditlerini ortadan kaldırıp Amerikan halkını korumak” dedi.
İran, İsrail ve bölgedeki ABD üslerine misilleme saldırıları başlattı. Bu kapsamda Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Ürdün hedef alındı.
İran ayrıca küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticari için kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nı kapattı. Bu da petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışı beraberinde getirdi.
Saldırılarda İran’ın lideri Ayetullah Ali Hamaney ve genelkurmay başkanı Abdurrahim Musavi başta olmak üzere çok sayıda üst düzey İranlı yönetici öldürüldü.
Hamaney’in ölümünün ardından oluşturulan geçici liderlik konseyi oluşturuldu. Ülkenin başına gelecek ismi ‘Uzmanlar Meclisi’ belirleyecek.
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırısında ölü sayısının 3 Mart itibarıyla 787 olduğunu duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise altı askerinin öldüğünü açıkladı.
Saldırılar karşılıklı sürüyor.