Önlerine gelene ‘Askerî darbe için bundan daha münasip bir konjonktür olamaz, çok radikal tedbirler almak lazım’ diyenler meczup muamelesi gördü.
İnanılmaz bir aymazlık hüküm sürdü. O kadar devlet büyüğü, o kadar siyasetçi, o kadar danışman, o kadar akıl hocası içinde bir tanesi çıkıp “Bu memleketin özüne yabancı olan ve siyasi iktidardan ölesiye nefret eden subaylar niye darbeye kalkışmasın ki? FETÖ’cüler ve 27 Mayıs ihaneti burunlarında tüten diğer potansiyel cuntacılar Allah’tan korkmuyorlar, millete saygı duymuyorlar, demokrasiye metelik vermiyorlar, hukuki kaygıları yok, ahlaki kaygıları zaten hiç yok; şartlar bu kadar müsaitken devleti gasp etmeye niye yeltenmesinler ki? Her an darbe olacakmış gibi tedbirli ve müteyakkız olmalıyız” demedi, dediyse de dinletemedi.
Meydan boş bırakıldı.