Hakan Aksay: 'Olur da bu kadarı olmaz' aşamasında pek çoğumuz…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Üç yıl önce muhalefetin seçimleri kazanacak aday çıkarma şansı varken (“parti başkanı olarak aday olmama” sözünden cayarak ve garip “6’lı masa senaryoları” ile sinsi bir sabırla ilerleyerek) kendini ortaya atmış ve muhaliflerin bir kez daha kaybetmesine yol açmıştı ama…

Artık eskisi kadar olmasa da KK’ya hâlâ sabır unsuru ağır basan bir saygı gösterebilirdik…

Ne var ki KK, gözümüzün önünde bambaşka birine dönüştü veya gerçek kimliğini yıllardır akıl yoksunu bir umutla görmek istemeyenlerin kafasına çarptı.

Hem de ne şiddetle!..

Kafamız gözümüz patlamış haldeyiz şu anda…

“Olur da bu kadarı olmaz” aşamasında pek çoğumuz…

Bugün her şey eski Türk filmlerindeki gibi sarihtir: Kim kötü kim iyi, kim hain kim dürüst, kim yalancı kim haklı…

Bütün bunların görülmeyeceğini, anlaşılmayacağını, iz bırakmadan geçip gideceğini sananlara eski Türk filmlerinin sonunu hatırlatmak isterim.

Hayalperest falan olduğumdan dolayı değil…

Çok fazla ileri gitmelerinden, medyadan yargıya kadar iktidarın avantajlarını sınırsız sanmalarından ve toplumu aşırı derecede küçümsemelerinden dolayı…

Evet, demokrasi mücadelesi kısa sürede başarıya ulaşacak gibi görünmüyor, yarın çok daha çetin ve dikenli yollardan geçilebilir.

Ama KK ile kimsenin yarasını sarması mümkün olmayacaktır.

Hakan Aksay’ın yazısı