Hakan Aksay: İran'ın ve İran sinemasının direnişe devam etmesi ne kadar umut verici!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Görünmez Kaza (It Was Just An Accident) filminin sonu, biraz da günümüz İran’ına benzetilemez mi?

Cafer Panahi, Görünmez Kaza filmiyle 78. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Filmle ilgili eleştirileri okudum, birçoğuna hak verdim. Doğrusu benim de izlediğim en iyi film değil bu, ama çok etkileyici. Çünkü biraz da bizi, yakın geçmişimizi ve bugünümüzü anlatıyor. Ve dünyanın benzer ülkelerini. Elbette en başta da bugünün İran’ını.

Filmden çivi gibi bir soru kaldı geriye: “Hayatlarımızı neden mahvettin?”

En basit talepleri için sokağa çıkan insanlara reva görülen cezalar, hapis ve işkenceler karşısında insanın yüreğinin derinliklerinden gelen bir soruydu bu. Özellikle de sana dün işkence eden, bugün kıskıvrak yakaladığın ve hayat hakkını bir süreliğine elinde tuttuğun kişiye sorulduğunda…

Gerçekten de… İstediğimiz sadece adaletli, insanca bir yaşam(dı)… Bu acımasızlık, bu gaddarlık, bu zorbalık niye!

Zaten güçlüsün! Hapse atmadan olmuyor mu? İnsan haklarından yoksun bırakmadan yapamıyor musun? İşkence şart mı?

Filmde işkence yok. Ama duygusu yoğun.

Bu zor konu işlenirken ağır bir kasvet de çökmüyor içimize. İnsanı güldüren birçok sahne filmin değişmez ögesi olarak karşımıza çıkıyor. Ve İran’daki sosyal ortamı, adım başı hissedilen rüşvet kültürünü yansıtan örnekler de ustaca yerleştirilmiş.

İran’ın ve İran sinemasının direnişe devam etmesi, Panahi’nin her koşulda yeni filmler üretmesi ne kadar umut verici!

Hakan Aksay’ın yazısı