Hem barışta hem de savaşta gıda bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu gösteren acı bir örnek maalesef yanı başımızda yaşanıyor.
Tabii bu noktada şu soruyu da irdelemek gerek; Türkiye hangi tarımsal ürünlerde kendi kendine yetecek potansiyele sahip?
Bu soruya Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yakın zamanda hazırladığı “İddialar ve Gerçekler” raporundan yanıt ararsak, Türkiye, başta buğday, şeker pancarı, nohut, patates, yumurta ve süt olmak üzere birçok gıda ürününde kendi kendine yetebilir bir üretim performansı gösteriyor.
Ancak mercimek ve kuru fasulyede ithalata bağımlıyız. En önemli hayvancılık yem ürünü olan soyada ise yüzde 90’ın üzerinde dışa bağımlılığımız var. Yani olası bir kriz senaryosunda ilk ve en sert darbe, et ve süt ürünlerinden gelir.
Özetle, Türkiye güçlü tarımsal üretim kapasitesiyle temel birçok gıda üründe kısa süreli krizlere yanıt verebilecek bir yapıya sahip ama gıda artık o derece küreselleşti ki, sınırlarımızın uzağında yaşansa dahi atılan her füzenin yarattığı tahribat, eninde sonunda gelip kilerinize de yansıyor. Ve savaşta hayatta kalabilmek için kilerinizin dolu kalması gerekiyor.