Gülen: 12 yıldır iyiydik, bugün mü kötü olduk?

Fethullah Gülen, cemaati hakkındaki ‘örgüt‘ suçlamasını reddederek ‘şeffaf olduklarını’ savundu. Gülen, Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı’yla söyleşisinin üçüncü gününde, ‘AKP-Cemaat kavgası yaşanmadığını‘ da ileri sürerek, ‘Türkiye’de son yıllarda temel hak ve hürriyetler konusunda ciddi bir daralma görüldüğünü‘ söyledi.

Gülen’in söyleşisinde öne çıkan bölümler özetle şöyle:

‘Çapulcu denmemeliydi’

20140319 gulen 2
(Fotoğraflar: Zaman)

* Mesele AK Parti-Cemaat kavgası değil. Temel hak ve hürriyetler konusunda son birkaç senedir ciddi bir daralma yaşanıyor. Siyasetin kırıcı ve yıkıcı dili her kitleyi ayrı ayrı ötekileştiriyor, toplumu kutuplaştırıyor. Gezi olayları sırasında ‘çapulcular’ demesine acizane itiraz ettim, ‘öyle dememek lazım’ dedim. Aleviler için de aynı şey geçerli. En tabii haklarına demokratik çözümler bulunamıyor. Belki de bulunmak istenmiyor. Cami-cemevi projesine destek verdik, beklenmedik yerlerden mevzua huşûnetle yaklaşanlar oldu.

‘Siyasi parti olmayacağız’

20140319 gulen* Biz bir siyasî parti değiliz, olmayacağız da. Binaenaleyh hiçbir partinin rakibi de değiliz. Herkese eşit yakınlıktayız. Buna rağmen memleketimizin geleceği adına ümitlerimizi ve kaygılarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu da en tabii ve demokratik hakkımız olsa gerek. Bundan rahatsız olunmasını yadırgıyorum. Ülkeyi idare edenlere “Şöyle bir fikrim var…” demek neden suç olsun? Gelişmiş demokrasilerde fertler ve o fertlerden oluşan sivil toplum kuruluşları fikirlerini, tenkitlerini kamuoyuyla paylaşıyor ve hiç kimse bundan rahatsız olmuyor.

‘Asıl şeffaf olmayanların kim olduğu ortada’

*  Arkadaşlarımızın kurduğu her müessese devlet denetimine açık, kanunlara bağlı faaliyet gösteriyor. Yani tamamen şeffaf bir yapıdan bahsediyoruz. Asıl şeffaf olmayanların kim olduğu son aylarda ortaya çıkan bir kısım eracif ile daha net anlaşılmıştır… Devletin her biriminde her düşünceden insan olur. Sağcısı solcusu, Alevi’si, Sünni’si, gayrimüslimi, Kürt’ü, Türk’ü devletin verdiği görevi yerine getirir. Asıl önemli olan da o insanların kanunlar çerçevesinde işlerini yapmasıdır… Hiçbir suç olmadığı halde, bir kere “paralel yapı” var derseniz o evham, karşınıza bin paralel yapı çıkarır.

‘Demokrasiden uzaklaşan kim, ona bakmak lazım’

20140319 gulen1

* Kimseyle hiçbir menfaat birlikteliğimiz olmadı… Biz demokrasi, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi gibi mevzularda samimi bir destek vermeye çalıştık. Antidemokratik dönemlerin sona ermesi, çoğulcu demokrasi kültürünün kalıcı hale gelmesi için hangi parti adım atsa onu destekleriz. Körü körüne partizanlık başka bir şey, demokratik icraatlara destek vermek başka bir şey. Biz dün nerede duruyorsak, bugün de orada duruyoruz. Uzaklaşan kim, ona bakmak lazım. Daha birkaç sene öncesine kadar temel hak ve hürriyetler konusunda adımlar atan bir siyasî parti bugün interneti yasak etmeyi, “istihbarat devleti” dedirtecek şekilde kanunlar çıkarmayı göze alıyor. Kullandığı keskin ve yaralayıcı dil ile sosyal ahengin ayarını bozma ve demokratik teamülleri rafa kaldırma teşebbüslerine destek vermemiz düşünülebilir mi?

‘Türkiye dünyadan kopuyor’

 

* Mesele sadece Cemaat ile sınırlı olsa buna bir şekilde katlanmayı deneyebilirsiniz. Ancak gelinen noktanın daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesi gerekiyor. Türkiye maalesef dünyadan kopuyor, yalnızlaşıyor. İçine kapanan ve demokratik zenginliğini kaybeden bir Türkiye, sadece bu ülke insanına değil; şuuraltı müktesebatına dayanarak Türkiye’ye itimat eden, onu kendine hüsnü misal kabul eden herkese zarar verir.

‘Pek çok şeyi tükettiler’

Zaman gazetesi, bazı gazetelerde yer alan 'Malikanede yaşıyor' iddialarına karşı Gülen'in Pennsylvania'da bu 'mutevazı' odada kaldığını yazdı. (Fotoğraflar: Zaman)
Zaman gazetesi, bazı gazetelerde yer alan ‘Malikanede yaşıyor’ iddialarına karşı Gülen’in Pennsylvania’da bu ‘mutevazı’ odada kaldığını yazdı.

* Maalesef öfke ile çok şeyler söyleniyor. Sanırım, hakaret sadedinde söylenmedik laf kalmadı. Pek çok şeyi tükettiler… Örgüt, çete gibi lafların ardından yargıyı etkilemeye yönelik yönlendirmeler de yapılıyor. Bu o kadar tavazzuh etti ki, bir dava açılacağı artık meydanlarda söyleniyor. Ortada hiçbir suç yoksa, onca yola başvurulmasına rağmen bir suç bulunamıyorsa, kanun gücünü zorlamak adalet duygusu ile telif edilebilir mi?

‘Herkese ‘paralel’ denebilir’

 

* “Paralel yapı” denen mevhum ve muğlak suçlama toplumun hemen her katmanı, her kesimi için söylenebilir. Yani devlette çalışan kişilerin inancı, ideolojisi, cemaati, tarikatı, partisi üzerinden suç çıkarmaya çalışmanın sonu yoktur. Bir gün bir cemaati ‘paralel’ ilan eder onlara ‘çete’ derseniz, bir başka gün biri de çıkar başka topluluklar için aynı iddiaları gündeme getirir. Devlette vazife alan ama bu arada bir sosyal, siyasî veya dinî bir topluluğa sempati besleyen herkesin başına bir gün ‘paralel devlet’ suçlaması bela kesilebilir. 

‘İşi gücü bırakıp ihalelere bile müdahale etmişler’

20140127 gulen 2

Bu iftiralarla toplumun önemli kesimlerini iğfal etmeyi denediler. Mesela bazı medya gruplarına, “Bizim sizinle bir problemimiz yok ama Cemaat sizinle uğraşıyor.” dediler. Şimdi internetlere düşen o kayıtlar gösteriyor ki ülkeyi yöneten insanlar işi gücü bırakıp bu insanların mahkûm olması için uğraşmış. İş dünyasından ihalelere girip hakkıyla kazanan insanları bile doğrudan müdahale ederek saf dışı bırakmışlar. Burada en üzücü şey, bu tür yanlışları masum bir kitlenin üzerine yıkarak korkunç bir vebale girmeleridir. 

‘Askere diz çöktürdük’ diyorlardı

* Kapalı kapılar ardında “Askere diz çöktürdük, karşımızda topuk selamı verdirdik, askerî vesayeti sona erdirdik…” gibi cümleler kuranlar, askerî yetkililere de, “Bu işi biz çözeriz ama cemaat mani oluyor.” dediler. Halbuki birkaç günde MİT Müsteşarı Sayın Hakan Fidan için yasa çıkardılar. İsteselerdi ve samimi olsalardı eski Genelkurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ ve diğerleri için, bir gecede kanun çıkarırlardı.

‘Kumpas’a ortak değil miydiniz?’

* Geçenlerde üst düzey emekli bir emniyet istihbarat görevlisi, bir gazeteciye konuşmuş. Arkadaşlar bana internetten okudu. Diyor ki: “Hangi operasyonu yaptıysak operasyon öncesinde Sayın Başbakan’ın bilgisi vardı.” Sanırım bir köşe yazısına konu edilen bu beyanat hiçbir makam tarafından yalanlanmadı. Şunu sormaya hakkımız yok mu: Madem bütün operasyonları biliyor ve bu icraatlar sizin bilginiz dahilinde yapılıyorsa bugün ‘kumpas’tan bahsedip insanları zan altında bırakmak büyük bir vebal almak değil mi? Öyle bir kumpas varsa neden o zaman müdahale etmediniz? Şayet biliyor ve müdahale etmediyseniz ‘kumpas’a ortak olmuş sayılmaz mısınız?