Altı parti, “Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz” derken bunu oturdukları masanın bütün Türkiye’yi temsil ettiği yanılsamasıyla söylüyorlarsa hataya düşerler. Ancak bir seçim ittifakı olarak, etki ve kapsama alanlarının kısıtlı olduğunu kabul ederler ve kendileri dışında gelişen ittifak, parti ve gruplarla iletişimi sürdürebilirlerse işte o zaman Türkiye demokrasisinin güçlenerek ayağa kalkabileceğine dair umutlar artabilir.
O masa, Türkiye’nin değil, aslında AKP’den önce kör topal idare ettiği söylenen demokrasinin fotoğrafı. Tek farkı, Erdoğan ve Bahçeli’nin ülkeye değil belli bir kesime hizmet ettiği kanıtlanan başkanlık sisteminin sebep olduğu, siyasi-toplumsal ve kültürel alanı daraltan politikalarına karşı ‘mecburiyetten’ bir araya gelinebilmiş olması. Yoksa masanın ayağına dikkatli bakınca, sallanmasın diye altına sıkıştırılmış kağıt parçalarını görebilirsiniz. Çünkü o masa yüklü, o masa ağır, o masa çelişkili.