2025 yılında 2105 işçinin öldüğünü kayda aldı İSİG Meclisi. Bu kıyıma karşı duranların yeri cezaevleri değil, omuz omuza durulan direniş meydanlarıdır. Böylesi bir iklimde ‘yerinden’ sendikacılık yerine ‘sahadan’ sendikacılık yapan bağımsız örgütlenmelerin önemi kat be kat fazla.
BİRTEK-SEN ve Mehmet Türkmen örneği bize bir devrin kapandığını gösteriyor: Artık “en kötü sendika sendikasızlıktan iyidir” diyerek boyun eğen pasif bir örgütlenme modeli yetersiz. Bugün ihtiyaç duyulan; barikatın önünde işçiye sırtını dönen değil, o barikatın bizzat üzerine yürüyen bir irade.
Çünkü hakikat, ne kadar hapsedilmeye çalışılırsa çalışılsın, o fabrikanın kapısından içeri giren her işçinin cebindeki boş cüzdanda, her akşam kurulan o eksik sofrada haykırmaya devam edecek. Asıl “kin ve düşmanlık”, kâr hırsıyla kolların koptuğu fabrikalarda, ödenmeyen alın terinde ve “zenginliğimiz Allah’tan” diyerek yoksulluğu kadere bağlayan kibirde saklı.