Göksel Aymaz: Cem Yılmaz'ın mizahı bu gidişle Recep İvedikleşecek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Neredeyse “beğenenler ve beğenmeyenler” olarak toplumu ikiye bölen “Erşan Kuneri” ve Cem Yılmaz hakkında da dizinin ilk sezonundan bugüne çeşitli eleştiriler yapıldı, epeyce şey de söylendi. Beğenenlerin beğenmesinde Cem Yılmaz aurasının hatırı sayılır bir etkisi vardı şüphesiz, zira telefon rehberi okusa gülmekten kırılacak, öylesine koşulsuz bir hayran kitlesi var Cem Yılmaz’ın. Beğenmeyenler de, Bahçeli kalibresindeki sözler bir yana, samimi eleştirilerde bulundular. Doğaldır, insanlar “Erşan Kuneri”yi beğenmeyebilirler. Beğenmeyenlerin beğenmemesinin de, “düşük beğeni”/”yüksek zevk”le değil, sadece ve sadece Cem Yılmaz mizahının hâl ve gidişinden memnuniyet duyup duymamakla ilgisi vardır.

En azından bu satırların yazarının “Erşan Kuneri”yi beğenmeme sebebi budur. Çünkü Cem Yılmaz’ın kültür dünyamızda yolculuğunun iyi bir başlangıcı vardı; insani olan herhangi bir şeyin kıymetini bilecek herkesin ilgi duyacağı bir mizah yapıyordu. Mizahını, kesin bir insan derinliği belirliyordu. İnsanın dolaysız hakikâtini mizah yoluyla açığa çıkarıyor, gizlisiz ve saklısız “İnsan, işte budur!” diyordu. Kültür tarihimizde pek az sayıda komedyen bu derinliğe inebilmiştir. Mesaj vermek için ıkınıp sıkınan kuru ve bayağı parodilerdense, doyasıya kahkaha attıran “mesaj kaygısız” komedinin peşine düşmüştü ve  elbette bu da insanların hoşuna gitmişti. Komplekssiz ve çekincesiz, hiçbir büyük iddianın ardında perişan olmadan, kendine göre bir düzey arayışıyla, sadece iyi bir komedi yapmaya ve mümkün olduğunca fazla insanı kendine güldürmeye çalıştı Cem Yılmaz.

Ama bir süredir yaptığı işler, özellikle de son işi “Erşan Kuneri”, ne yazık ki eskisi gibi aklın hazlarına değil, insanın doymak bilmeyen bayağı eğlence oburluğuna hitap ediyor. İyiden iyiye ince alaydan kaba güldürüye, nükteden kelime oyunlarına meyletmiş görünüyor Cem Yılmaz. Onun popüler kültürün olağan simaları içinde ayrı bir yerde duruyor oluşunun, kendisini beğeniyle izlediğimizi söylemenin entelektüel iffete halel getirecek bir şey sayılmamasının bir nedeni de düşünme tarzıydı. Cem Yılmaz’ı sevmek istiyoruz ama hâl ve gidişi iyi değil. Onunla aynı dönemde kültür dünyamıza giren ve onun gibi umut vaadeden Yılmaz Erdoğan, bizim onda neyi sevdiğimizi hiç anlamadığı için tutkuları da yanlış yolda ilerledi ve şimdi egosunun gamlı ihtişamıyla magazin dünyasında parlıyor ağırlıkla. Cem Yılmaz’ın kişiliği Yılmaz Erdoğanlaşmaya müsait değil, neredeyse buna eminim diyebilirim, ama korkarım bu gidişle mizahı Recep İvedikleşecek.

Göksel Aymaz’ın yazısı