Gökçer Tahincioğlu: Devlet aldıklarını geri vermeli, toprağın altından çekip alamıyorsunuz erguvan köklerini

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

1962’de alınan arazi, yüzlerce çocuğun gelecek kurmasını sağladı.
Ama darbe yaklaşıyordu ve her şeyin üç günde unutulduğu Türkiye’de her ne gelişme olursa olsun belli başlıklar asla rafa kaldırılmazdı.
1979’da yıllar önce verilmiş Yargıtay kararına dayanarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü, tapunun iptalini istedi. Mücadele 4 yılı aşkın süre devam etti.
Sürpriz olmadı, arazi ilk sahibine iade edilmeliydi.
Darbe yönetimi kampın kurucusu Güzelyan’ı, “düşman” olarak işaretlemişti.
Daha önce vurulan, tehdit edilen Güzelyan, gözaltına alınıp işkencelerden geçirildi.
Sattığı kıraç toprağı, bir cennet halinde ve hiçbir bedel ödemeden geri aldı ilk sahibi.
Çocuk kahkahalarının bıraktığı ruh ve özlem dolu hüznü ise elbette geri verilemezdi.
Bu yüzden, 7 kez el değiştirse de değişmedi Kamp Armen’in incelikleri.
***
Bir bölümü yıkıldı şimdi kampın, kalan bölümü satın alınmaz ya da kamulaştırılmazsa yıkılacak.
“Makul süre elbette beklerim, bu kadar bekledim” diyor son sahibi.
Öyle büyük sloganlara, öfkeli bakışlara, büyük mücadelelere bile gerek yok.
Hak ve adalet net biçimde diyor ki; devlet, aldıklarını geri vermeli.
Zira ne kadar söküp atmaya kalksanız da toprağın altından çekip alamıyorsunuz erguvan köklerini.

Gökçer Tahincioğlu’nun yazısı