Gazeteciden PKK tutuklusuna gönderilen mektuplara el konuldu: 'Tanışmazsak nasıl barışacağız?'

 

Gazeteci Tuğçe Tatari‘nin Bolu F Tipi Cezaevi’ndeki PKK tutuklusu Murat Türk‘le mektup üzerinden yapmaya çalıştığı söyleşi cezaevi yönetiminin keyfi engeline takıldı. Mektuplara el konulduğu ve tutsağa hiç iletilmediği ortaya çıktı.

murat turk

Barış süreci ekseninde PKK kampları, cezaevleri, Avrupa’daki Kürtlerin yaşamı üzerine ‘siyasi anı’ türünde bir kitap hazırlayan gazeteci Tuğçe Tatari, dört yıllık PKK’lı geçmişi olan ve 1995’te tutuklanarak müebbet hapis cezası alan Murat Türk’le bir söyleşi yapmak istedi.

bogurtlen zamani‘Böğürtlenler Zamanı‘ adlı kitabın da yazarı Murat Türk’ün hem bir ‘savaş halinde’ olup hem de ‘naif ve duygusal’ bir kalemi olmasının ilgisini çektiğini söyleyen Tatari, Bolu başsavcılığından zar zor izin alarak kendisiyle görüştü.

Sadece bir sayfası verilmiş, o da okunmaz halde

30 dakikalık kapalı görüşte kalem ve kağıda izin verilmediği için söyleşiyi mektup aracılığı yapmaya karar veren Tatari, içinde yaklaşık 40 soru bulunan beş sayfalık faks ve mektup gönderdi.

“Mektubun okunacağını bildiğim için kitap çalışmasından da açıkça bahsettim ve soruları da gayet açık yazdım” diyen Tatari, Türk’ün avukatı Ramazan Demir aracılığıyla mektuba cezaevi yönetimi tarafından el konulduğunu ve beş sayfalık iki fakstan sadece bir sayfanın ve okunması imkansız şekilde teslim edildiğini öğrendi.

Hukuki süreç başlatıldı

Murat Türk, çocukluktan PKK’ya katılışına, cezaevi koşullarından barış sürecine ve PKK’nın özeleştiri verdiği ve vermediği konular hakkında soruların yer aldığı mektuba el konulmasıyla ilgili hukuki bir süreç başlatırken, Tatari de aynı şekilde hakkını arayacağını belirtti.

Tatari bir gazetecinin soru sorma hakkının elinden alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Abdullah Öcalan’la müzakerelerin yürütüldüğü, PKK’nın dağ kadrolarına siyaset yolunun açılacağı paketlerin Meclis’ten geçtiği günlerde cezaevinde yatan bir PKK tutuklusu ile röportaj yapmanın sakıncalı bulunması ilginç. Bu aslında barış süreci adı verilen sürecin inandırıcılığını da bir kez daha sorgulamaya neden oluyor.”

Tanışmazsak nasıl barışacağız?

Barışmak için tanışmak gerektiğini söyleyen Tatari, “Tanışmamız engelleniyorsa hangi barıştan söz ediyoruz diye sormak gerekir! Bu yapılan en kaba tabirle insan hakları ihlalidir. Kim hangi suçtan mahkum edilmiş olursa olsun konu edildiği bir kitap çalışması için cevap verme hakkına sahiptir” diye konuştu.