Gazeteci İsmail Arı, savcılık ifadesi alınmadan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Arı, Ramazan Bayramı’nda ailesini ziyaret etmek için gittiği Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, daha sonra Ankara’ya sevk edilmişti.
Gözaltına ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması gerekçe gösterilmişti.
BirGün gazetesinin aktardığına göre Arı emniyet ifadesinde şunları söyledi:
*Benim anlattıklarım hem yıllardır haber olmakta hem de neredeyse sokaktaki her insan tarafından bilinmektedir. Erdoğan ailesine ait vakıfları kamu kaynakları yıllardır seferber etmektedir. Bunun en basit örneği belediyelerle imzalanan protokoller ve tahsis edilen binalardır, ayrıca bu vakıflara birçok giderinin de AKP li belediyelerce karşılandığını daha önce bizzat ben haber yaptım. Ve bu haberlerin hiçbirine soruşturma dahi açılmadı.
*Bu gözaltı işlemi toplumun adalet sistemine olan güveni zedelemektedir, aynı zamanda basın ve ifade özgürlüğünü de zedelemektedir. Yatarı olmayan bir suçtan saatlerce gözaltındayım, derhal serbest bırakılmamı talep ediyorum. Ve hakkımda kovuşturmaya yer yokluğu kararı verilmesini talep ediyorum.
Arı’ya ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı’ başlıklı haberi ve paylaşımı da soruldu.
Gazeteci bu soruya şu yanıtı verdi: “Haberde bahsi geçen alan korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenmiştir. Habere konu parsellerde daha önce tarihi yapılar yer almaktadır. Ancak ben haberimde bu alana imam hatip lisesi için yurt inşa edileceğini anlattım, korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenen parsellerin ise taşınmasına karar verildiğini vurguladım. Bu haberi hazırlarken uzmanlarla görüştüm, uzmanlar bu tür tescilli yapıların mevcut olmasa bile veya metruk olsa bile yerinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu anlamda haberimde bir sorun görmemekteyim.”
Arı’ya birden fazla ödül kazandıran haberi de soruldu:
*Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya daha konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfı’nın naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi.
*Haberimden çok kısa süre sonra bu konuyla ilgili vakıflar genel müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Hemen ardından bu olayla ilgili Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendi. Ve bu vakfın soyulmasıyla ilgili iki ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı.
*Yunus Emre Vakfı soygunu haberleri nedeniyle Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik, Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik ve Barış Selçuk Gazetecilik Ödülü’nü aldım. Kaldı ki Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un fotoğrafının yer almasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bu vakıf kendisine bağlıdır. Gizlilik kararına yönelikse şunu ısrarla vurgulamak isterim, Yunus Emre Vakfı’na dair iki ayrı dava kamuya açık bir şekilde yürütülmektedir ve hatta ben bu davalardan birine Ankara Adliyesinde bir gazeteci olarak takip ettim.
*Bana gösterilen bu dört paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum. Bir bayram günü gözaltına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım.
*Gözaltına alındığım saatten itibaren emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul’da yüzlerce yurttaş Anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır.
Savcılıkta ifadesi alınmayan Arı, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.