Füsun Sarp Nebil: 'Dirençli platform' diye bir kategori kalmamış durumda

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) tarafından yayımlanan “Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması” başlıklı yeni rapor, bu yüzeysel tartışmayı aşarak çok daha rahatsız edici bir tabloyu ortaya koyuyor.

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise algoritmik gölge sansür. Bu yöntemde içerikler doğrudan silinmiyor; bunun yerine:

Haber akışlarında görünmez kılınıyor

Arama sonuçlarından sessizce çıkarılıyorTrafik ve etkileşimleri dramatik biçimde düşürülüyor

Bu sansür biçimi, klasik erişim engellemelerden daha tehlikeli. Çünkü ortada itiraz edilebilecek bir karar, bir muhatap ya da bir gerekçe yok. İçerik “var”, ama fiilen yok hükmünde.

Raporda örneklenen Halk TV ve çeşitli bağımsız medya kuruluşlarının yaşadığı Google Discover trafiği kesilmeleri ile EngelliWeb içeriklerine gönderilen gerekçesiz “delisting” bildirimleri, bu görünmez sansürün somut göstergeleri olarak öne çıkıyor.

Rapor, platformları tek tek incelediğinde çarpıcı tutarsızlıklar da ortaya koyuyor:

LinkedIn, Türkiye’ye sunduğu raporlarda “sıfır talep” beyan ederken, küresel raporlarında Türk makamlarının taleplerine %100 uyum sağladığını kabul ediyor.

TikTok, Türkiye’den gelen taleplere %90’ın üzerinde uyum oranıyla, sansür taleplerine neredeyse koşulsuz itaat eden bir profil çiziyor.

Sonuç net: Bugün “dirençli platform” diye bir kategori kalmamış durumda.

Rapora göre dijital alan, çoğulcu bir kamusal tartışma zemini olmaktan çıkıp; devletin sınırlarını çizdiği, şirketlerin bekçiliğini yaptığı denetimli bir alana dönüşüyor.

Füsun Sarp Nebil’in yazısı