Başbakan Erdoğan’ı izliyorum. İzlemesi zor… 269 gün sonra, 16 kiloya düşerek, 15 yaşında aramızdan ayrılan Berkin Elvan’ın terörist olduğunu anlatıyor; mezarına konulan bilyelerin ne anlama geldiğini soruyor kalabalığa… Başbakan kadınlara sesleniyor. Onlara Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın da terörist olduğunu söylüyor; Gülsüm Elvan’ı, başörtüsü meselesini de konuşmasına katarak, başörtülü kadınlara şikâyet ediyor; bu kadınlara Gülsüm Elvan’ı yuhalatıyor.
Başbakan’ı izlerken “Yapma” diyorum içimden, başörtü meselesini ortaya koyarak anneleri karşı karşıya getirme… Biliyorum, Başbakan’ı dinleyen o kadınlar, Berkin için ağlıyorlar, onlar Gülsüm annenin acısını paylaşıyorlar. Bunu biliyorum. Soraya’nın taşlanmasını yaşamayacağız. Kadınlarımız buna izin vermezler.
Ölen üç çocuğumuzdan sadece birisi için üzüntülerini dile getiren, Berkin’e, Berkin’in acılı anne ve babasına terörist diyen Başbakan Erdoğan, aslında, bu çıkışıyla, “Ben cumhurun başkanı, cumhurbaşkanı olmak istemiyorum” mesajını da veriyor. Gerek kamuoyu yoklamaları gerekse Başbakan’ın ölümlere ve acılı ailelere tavrı, Başbakan’ın cumhurbaşkanı adayı olmayacağının ve AK Parti’de, milletvekili olmak için konulan üç dönem sınırının kalkacağını gösteriyor.