Fransız gazeteciler dayanışma için Türkiye'de yargılanan meslektaşlarını 'evlat edindi'

 

Fransa’nın bazı ünlü gazetecileri Türkiye’deki meslektaşlarıyla ilginç bir dayanışma eylemi başlattı. 14 Fransız gazeteci Türkiye’den kimileri halen tutuklu, kimileri tutuksuz yargılanan 14 gazeteciyi ‘evlat edindi’.

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Paris’te Türkiye’de yargılanan gazeteciler için eylem yapmıştı. Fotoğraf: Reuters

Evlat edindikleri gazetecilere birer de mektup yollayan Fransız meslektaşları, dayanışmalarının süreklilik taşıdığını ve yargılama süreci adalete uygun bir sonuca varana kadar süreceğini vurguladı.

Cumhuriyet’in haberine göre 14 Fransız gazeteci ve evlat edindikleri Türkiyeli gazetecilerin listesi şöyle: Sorj Chalandon (Ahmet Şık), Catherine Clément (Çağdaş Erdoğan), Florence Aubenas (Cihan Acar), Fabienne Sintes (Zehra Dogan), Elise Luce (Aysenur Parıldak), Edwy Plenel (Tunca Ögreten), Bernard Pivot (Turhan Günay), Annick Cojean (Kadri Gürsel), Marie-Monique Robin (Meltem Oktay), Patrick de Saint-Exupery (İnan Kızılkaya), Pierre Haski (Ahmet Altan), Jean-Xavier de Lestrade (Kazım Kızıl), Jean-Claude Guillebaud (Mehmet Altan), Plantu (Musa Kart).

Fransız gazeteciler, evlat edindikleri meslektaşlarına birer de mektup yazdı.

Gazeteci, Mediapart haber sitesinin kurucusu Edwy Plenel’in, ‘RedHack davası’nda yargılanan Diken’in eski editörü Tunca Öğreten’e gönderdiği mektup şu şekilde:

“Sevgili Tunca Öğreten,

323 gün süren tutukluluğunun ardından özgürlüğünüze kavuştuğunuz 7 Aralık’ta Twitter üzerinden mesajlaşmıştık. O günden beri görüşemedik. Bana Mediapart adına verdiğim destekten dolayı nazikçe teşekkür etmiştiniz. Halbuki siz sadece işinizi yaptığınız için adli tahkikata tabi tutulurken, tutuklanırken, yargılanırken bizim elimizden ne kadar az şey geliyor. Sizler her şeyinizi riske ediyorsunuz. Özgürlüğünüzü, mesleğinizi, işinizi, kısaca hayatınızı.

3 Nisan tarihinde davanızın görüleceği bu yeni yılın ilk günlerinde sizin için iyilik, güzellik, sağlık, huzur yani kısaca mutluluk diliyorum. Ancak, mesleki deformasyondan olsa gerek iyi niyet dileklerine biraz şüpheyle yaklaşıyorum. Biz gazeteciler tarihin önceden yazılmadığını, öngörülemez ve tahmin edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz. Mesela kim tahmin edebilirdi ki iktidarın merkezindeki yolsuzlukları ortaya çıkardığınız, vatandaşlarınızın haber alma hakkını savunduğunuz için bir gün terörist muamelesi göreceğinizi ?

Maruz kaldığınız bu talihsiz durum aslında sadece ülkeniz için değil hepimiz için bir uyarıdır. Haber verme özgürlüğünün, gerçeği ortaya çıkarma ödevimizin ve eleştiri hakkımızın hedef alınabileceğini kabullenmek, demokrasiden vazgeçmek demektir. Bu karışık ve belirsiz dönemde, dünyanın dört bir yanında iktidarlar ve siyasetçiler gazeteciliği kriminalize etmeye çalışmaktadır. Fransa’da ne mutlu ki bu girişimler sadece sözde kalıyor. Bazı siyasetçiler, bizim sesimizi kısmamızı ve kamusal tartışmalardan tamamen çekilmemizi istiyor. Şüphesiz onlar sadece hakikatten korkuyorlar. Aslında onların ne kadar zayıf, ne kadar cahil ve sorumsuz olduklarını ortaya çıkarmamızdan endişe ediyorlar.

Sevgili Tunca, bugün siz, sizinle ayni durumda olan diğer kadın ve erkek meslektaşlarınız gibi gazetecilik mesleğinin onurusunuz. Sizi kardeşçe selamlıyorum.

Edwy Plenel”

323 gün sonra özgür kalan Öğreten: Gazetecilik hala hapiste

Geçen yıl haftada bir gazeteci tutuklandı

Gazeteciler, tutuklu meslektaşlarına 2018’de özgürlük diledi