Etik ve ahlak teorik kavramlar olmaktan çoktan çıkmıştır. Yaşamın ve toplumun merkezindedir. Herkesin en çok tartıştığı ilkelerdir.
Günümüzde yolsuzluk var, ortadan kaldırılması gerekir diyen “ahlak bekçilerinin” bir dizi tutarsızlıklarıyla tanışan toplum; artık olsun varsın demiyor!
Toplum biliyor… Etik denilince; adalet, dürüstlük, insan onuru, yaşam hakkıdır. Bu ilkeler insana ait değerlerdir. Evrenseldir, toplumdan topluma değişmez. Toplumu ve bireyleri sorumluluk altına alır.
Türkiye’de olup bitenlere bakarsanız; herkesin ağzından düşmeyen ahlak ve etik kurallar siyasetçilerin cebinden çıkıp ortalığa dökülünce herkesin sorumlulukları sorgulanır.
Başta ahlak diyenlerin hallerine dair etik ilkeler; ahlak bekçilerinin ahlaksızlıklarını sorgular… Çünkü etik ilkelerle çerçevelenmiş ahlakın içini doldurur.
Ahlak; insanların güven duygusunu sağlayabilmek için sosyal birleştiricilik işlevine sahiptir.
İddianameler iddiadır, sadece suçlar!
Etik; vicdani sorumluluktur. İnsan onurunu korur, evrenseldir.
Ahlak; iddianame yazmaz. Suçlamaz!
Ahlak; ayıplar. Utancınız olur. İnsanlara yaşattığınız her ayıp, utancınız olsun!