Öncelikle eğitimde alınan her kararda esas alınan öğrencilerin üstün yararı değil; şirketlerin, özel okul patronlarının, şirketleşmiş tarikatların üstün yararıydı. Kız-erkek okulları açılsın diyenler karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması ile birlikte eğitimde piyasalaşmayı, eğitim süresinin kısaltılmasını da savunuyorlar.
Karma eğitim zorunlu olmaktan çıkarılsın açıklamalarında bu açıklama ideolojik değil diyorlar. Hakikat ise bu açıklama sınıfsal ve ideolojik. Bu karar kız çocuklarının, yoksul, emekçi halk çocuklarının değil şirketlerin yararı için.
Dünyada ve Türkiye’de doğum oranları ve genç nüfus azalıyor. Patronların yakın gelecekteki en büyük korkusu ucuz, esnek, geçici süre çalıştırabilecekleri nüfusun her geçen yıl azalması. Aile yılı, “Medeni Kanun’u sil baştan yazacağız” minvalinde uygulamalar ve açıklamalar da karma eğitim hakkının kaldırılması amacından bağımsız değil.
Zorunlu eğitim süresi evlilik yaşını yükseltiyor, doğum oranlarını azaltıyor diyorlar. Karma eğitim hakkı aynı zamanda kapsayıcı ve eşit eğitim hakkını içeriyor. Çocuklar için her mahallede erişilebilir eğitim hakkını ifade ediyor. Eşitliğin toplumun her kesiminde yaygınlaşması anlamına geliyor. Kadınların kamusal alanda, istihdamda daha fazla yer alması sonucunu doğuruyor.
Zorunlu eğitim süresi azalsın, karma eğitim zorunlu olmaktan çıksın ki erken hatta çocuk yaşta evlilikler ve doğum oranları artsın. Artan genç nüfus şirketler için daha ucuza, esnek, güvencesiz çalıştırabilecekleri işgücü olsun. Kadınlar, kız çocukları onların deyimiyle “kadın-erkek eşit olmadığı için ve fıtratları” gereği erken yaşta evlenmeli, sermayeye ucuz iş gücü için çok sayıda doğum yapmalı. Sosyal devletin sorumluluğu olan kreş, bakımevi gibi kamusal alanlara iktidarın bütçe ayırmaması için bu bakım emeğini de üstlenmeli. Çalışacaksa da bu işlerden arta kalan zamanda esnek, geçici, kısa süreli, ucuza ve güvencesiz çalışmalı.
Nedenleri Anayasa değişikliğine kadar sıralamak mümkün.