Fenerbahçe Konyalaşma yolunda emin adımlarla ilerliyor

 

BURAK KILIÇ 

@kaburet

Sezon başından bu yana ‘korkaklıkla’ itham edilen Aykut Kocaman, hakkındaki eleştirileri methiye sanmış olacak ki ütopik bir kadroyla sevenlerinin karşısına çıktı. Fenerbahçe, Volkan Demirel dahil 8 savunmacıyla, daha önce benzerine rastlanmayan bir galibiyeti kovaladı. Ve tabii ki kazanamadı. Bu söylediklerim ne kadar yavan ve yüzeysel değil mi? Kocaman’ın cehalet addettiği sınıfta yer alan biri olarak yüzeyselliğimi aşmaya çalışayım.

Cüneyt Çakır’ın Nani’ye gösterdiği kırmızı kartı hatırladınız mı?

Hatırlayanlar için Nani’nin o hareketinin temel nedeni çizgi oyuncusu olması. Hayatı boyunca 180 derecelik alan-rakip kontrolüyle oynayan bir oyuncunun pozisyonu gereğince 360 derecelik açı kontrolüyle refleks vermesi çok zor. Ki Nani pozisyon ve yerleşim bilgisi üst seviyede bir oyuncu. Peki Hasan Ali’deki hangi özellik kendisinin merkez orta saha seçilmesini sağladı? Alan bilgisi? Hamle önceliği, oyun kuruşu, top tekniği, kaymaları doğru yapması?

Hasan Ali’nin hayalet gibi kalmasının nedeni Josef’in muhteşem oyunuydu. Kendisine enine boyuna 50’şer metrelik bir alan kaldı ve tamamında hükümdarlık kurdu. Eğer Josef’in cv’sine ekleyebileceği kadar iyi futbolu olmasaydı, Hasan Ali’nin kariyeri sekteye uğrayabilirdi. Maç öncesi dâhil 3 saat boyunca bu tercihi düşündüm. Her yönüyle Kocaman’ın aslında ne kadar derin bir plan tasarladığını kurdum kafamda.

Yanıt: “Orda bir savunmacı daha olsun ya”

Peki bu sonuca nasıl mı vardım?

Fenerbahçe, ilk yarıdaki tüm hücum girişimlerini 1. bölgeden, 3. bölgeye şişirilen toplara ve Fernandao’dan seken topların ribaunduna hapsetmişti.

Fenerbahçe, savunmadan ilk pasla çıkışını maçın 55. dakikasında yaptı.

Fenerbahçeli futbolcular kornere çıkan topu bir kazanım olarak görerek birbirlerine “çak” yaptı.

Fenerbahçe, maç boyunca planlanmış, çizilmiş, rakibine top göstermeden hiçbir pozisyona giremedi. Çünkü orta alanları nitekim hücum silahı sayılabilecek Alper-Fernandao-Aatif üçlüsünün arkasını toplamakla meşgullerdi. Herhangi bir pas istasyonu olamadılar.

Çünkü Kocaman’ın böyle bir hedefi yoktu.

Çünkü Kocaman tam 7 aydır hiçbir hücum planı çizmedi. (Duran top, planlamada en son sıraya konur)

Çünkü Kocaman’ın ‘takım oyuncusu’ diyerek öğrencilerinden beklediği şey, topun hemen kapılması için amansızca mücadele verilmesi. Sonrası mı? Allah Kerim.

Fenerbahçe ilk yarıda güzel bir görüntü verdi. Gole yakındı. Bu yakınlık Konyaspor için Gençlerbirliği için son derece iyi bir referans. Fenerbahçe için ise hazin, utanç. Fenerbahçe 8 savunmacının topu kazandıktan sonra ne yapacağını bilemeden oynamaz.

Nasıl bir şampiyonluk?

Gelmiş geçmiş içi en boş ve en çok kullanılan söz: Ülke zor günlerden geçiyor.

Tıpkı, klişe maç sonu açıklamaları gibi: “Bugün önemli olan kazanmaktı.” Bu sözün özeti şu: “Ben bu oyunu iyi oynayamıyorum, çok üstelemeyin.” Ülkeyi yönetene “Yahu iyi de 90 yıldır hep mi zor dönemden geçtik” denemediği gibi Kocaman’a da bu takım neden hücumda beceriksiz diyemiyoruz. Nihayetinde bir avuç cahiliz.

Bu niyet okumak değil. Kocaman’ın çok beğendiğini belirttiği Napoli’de, Sarri’nin ağzından bu ve benzeri sözler duyamazsınız.

Aykut Kocaman belki sezonu şampiyon olarak tamamlayacak. Ama kimse bu şampiyonluğu Ersun Yanal’ın şampiyonluğu kadar içselleştirmeyecek.