Ak Parti’nin seçime gidilirken kendisinin kontrolünde olmayan alanlardaki belirsizliklerde zorlanmasını bekleyebiliriz. Irak’ta ve Suriye’de her geçen gün biraz da çapraşık hale gelen çatışmacı ortamlar var: IŞİD’in Musul sürprizinin piyangosu Türkiye’ye çıktı; ‘terör örgütü’nün elinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bulunuyor… Varlığını Türkiye’nin tehdit ettiğini düşünen ve bunun için Tayyip Erdoğan’ı cezalandırmak isteyebilecek Suriye rejimini de hesaba katmak şart. Herhangi bir olağandışı gelişme, seçmenlerin eğilimlerini etkileyebilir.
İktidar partisinin aday lehindeki kamuoyu yoklamalarına rağmen ihtimal hesapları yaptığı, kampanya öncesi hazırlıklarından anlaşılıyor: İlk kez oy kullanacak yurtışı seçmenler önemseniyor… İkinci tura kalınacak olursa, ilk turda HDP adayını tercih edecek seçmenlerin oyunu Ak Parti’ye yöneltmesi için ‘çözüm süreci’ni yasal çerçeveye kavuşturma girişimi başlatıldı… Selahattin Demirtaş’tan başka birini aday göstermesi için HDP ile görüşmeyi düşünebilir Ak Parti…
Bir başka tahkimat da, kendi seçmen tabanını, Tayyip Erdoğan sonrası dönemde partinin yine başarıdan başarıya koşacağına ikna etme yolunda yapılabilir… Adayın açıklandığı gün, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adının bu kapsamda anılmasını bekleyebiliriz… Her türlü gösterge Ak Parti’nin cumhurbaşkanı adayının Tayyip Erdoğan olacağına işaret ettiği halde, onun ısrarla ve sıkça ‘ters köşeye yatırma’ alegorisine başvurması, aslında partinin başına getirilecek kişi konusunda bir yanıltmacayla ilgili olmasın?