Bugün Türkiye’de ‘otoriterleşme’ denen şeyi, dinselleşmeden ayırarak ele almak, bu ikisi birbirini tamamlamıyormuş gibi değerlendirmek mümkün mü?
Tek adamlığın inşası dünyevi kavramlara değil, dinsel kavramlara referansla hayata geçiriliyor, tek adama ‘tanrı tarafından seçilmişlik’ ve bunun üzerinden bir kutsiyet atfediliyor. Demek ki otoriterleşmeye karşı durmanın yolu bu kutsiyete karşı durmaktan, ‘laik’ bir rejim talep etmekten geçiyor.
Memleketin bir bölümü bugün kanlı bir savaş yaşıyor, bu savaş milliyetçilikle tahkim edilmiş dinsel bir militarizmle meşrulaştırılıyor, savaş aracılığıyla dinsel bir rejim inşa ediliyor. Toplumsal rıza, hatimlerle, dualarla, duvarlara yazılan yazılarla, fetih namazlarıyla, mehterlerle sağlanıyor, savaşın ‘manevi motivasyon’u buradan kuruluyor.