Ahmet Hakan’la Cübbeli’yi Atatürk’ü savunma noktasına getiren bu hassasiyet sahte bir hassasiyettir.
Rejimin değiştiği anlaşılmasın, Cumhuriyet’in ve kazanımlarının nasıl tasfiye edildiği toplumsal bir sorgulamaya konu olmasın, egemenliğin ulustan alınmasının ve mekânının Meclis’ten Saray’a ve tek adama doğru değişmiş olmasının üzeri örtülebilsin diye elbette ki Atatürk “korunmalıdır” ve bunun tam da Menderes gibi biri tarafından çıkarılan Atatürk’ü Koruma Kanunu’yla yapılması tarihin muazzam bir ironisidir.
Özellikle bugün gelinen noktada bir kez daha hatırlatmak gerekir ki, Atatürk eleştirisi de Cumhuriyet eleştirisi de gericilere bırakılmayacak kadar önemlidir, tarihsel olarak Atatürk ve Cumhuriyet’ten geri olanlar onu eleştiremezler, biz ise daha iyisini, daha güzelini kurmak için sahiplenir ve eleştiririz.
Siyasetin özünü, semboller, değerler, fikirler ve tarih üzerine verilen kavga oluşturuyorsa, bu aynı zamanda siyasal bir müdahale demektir ve şu an en çok ihtiyacımız olan şey doğru siyasal müdahalelerdir, çünkü bu, aynı zamanda güçlenme, toplumsallaşma ve özneleşme anlamına gelecektir.