“Gazeteci siyasileri yönlendirmeye çalışmaz, onlar adına düşünmez ya da kaygılanmaz, ama gerektiğinde üzmekten de çekinmez.”
Tam üç yıl önce yazmıştım bu satırları. Seçimler öncesinde kurulan “Altılı Masa”dan kalkan Meral Akşener’in, geri dönmeye ikna edilmesi sürecinde muhalif medyada kimi gazeteciler “taraftar”lık psikolojisiyle davranıyor; eleştirel yaklaşım sergileyenleri de linç ediyorlardı. Seçim sürecinde CHP’nin tüm faaliyetlerine de taraftar gözüyle baktılar, hep alkışladılar.
Maalesef muhalif medya üç yıl öncesine göre daha iyi bir noktada değil. AKP iktidarının yargı silahıyla yürüttüğü siyasi operasyonlar sonrasında CHP’yi koruma içgüdüsü daha da yoğunlaştı. Elbette gazeteci hukuksuzluklara karşı durmalı, demokrasiyi savunmalı, ama bu nerede olursa olsun yanlışları görmezden gelmeye yol açmamalı.
CHP’ye karşı eleştirel yaklaşımdan vazgeçmek muhalif medyayı “muhalefet” haline getirir. Muhalefet medyası olmak da en başta gazeteciliğe zarar verir; sonra da CHP ve demokrasiye. Gerektiğinde CHP’lileri de eleştirmekten, üzmekten çekinmemeli muhalif medya.