Mesele Türkiye’nin ataerkil, tepeden bakan, “ağabeylik” taslayan tavrı… Suriyeli askerlere sabah sporunda “Yaşasın Türkiye, yaşasın Erdoğan” diye slogan attırılması sembolik bir örnek olarak önümüze konuyor. Bu tutumun sonucu olarak Türkiye askeri ve siyasi anlamda daha “sahici” gruplarla değil, kendisine biat edenlerle çalışmak durumunda gözüküyor. Öte yandan El Bab’ın alınmasının ancak bu gruplardan birinin yardımıyla olabildiğinin altı çiziliyor.
Nihayet askeri başarının oluşturduğu zeminin sosyolojik ve siyasi olarak bir “artı değere” dönüştürülmesi konusunda Türkiye son derece etkisiz bulunuyor.
Hatta bu konunun önemini bile fark edemediği tespiti yaygın. Zaman geçiyor ve eğer Suriye’de gerçek yerel güçlerle birlikte bir yaşama modeli üretilemezse kısa vadede ne muhalefetin itibarı kalacak ne de Türkiye’nin bağımsız aktör olma kapasitesi…