Yapılması gereken Türkiye’ye güveni artıracak, öngörülebilirliği sağlayacak, kalıcı istikrarı garanti edecek yapısal adımların atılmasıdır.
Bunun için ise kaynakların doğru dağılımını kollayan bir mevzuat ve uygulama, bunu çerçeveleyen sağlam bir hukuki zemin, rasyonel bir ekonomi anlayışı, güvenilir bir karar mekanizması, ekonomiden ‘anladığı’ kuşku götürmeyen kişilerin yönetimde yetkili kılınması ve nihayet ekonomiden ‘anlamadığı’ belli kişilerin de hükümet adına konuşmaması gerekiyor…
Türkiye bu adımı yıllardır atmıyor. Belki fazla bilirim sanmaktan, belki de yürüyen düzenin bozulması istenmediğinden… Ama bir yolun sonundayız. Ekonomiyi dar bir tüccar anlayışına hapsetmenin zararını idrak etmekte yarar var. Dışımızdaki gerçekliği anlama niyeti ve ‘demokratik hukuk devletine’ geçme irademiz varsa buradan hala parlak bir hikaye çıkarabiliriz…
Not: Gülen örgütlenmesine yönelik bazı gazeteci gözaltı ve tutuklamaları mantık, izan ve meşruiyet sınırını aşmış durumda. Yandaş medya da ya ahlaki olmayan bir ‘habercilikle’ buna destek veriyor, ya da görmezlikten geliyor… Sistemi daha da yozlaştırmanın
gereği var mı?