Etyen Mahçupyan: Erdoğan'ın hayallerini hayata geçirmek için sabırsızlandığı bir dönemdi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ne var ki iktidarın performansı sadece ona yapılanlarla değil, onun bu yapılanlara nasıl cevap verdiğiyle de bağlantılı. Başarı veya başarısızlık bu iki uçlu dinamiğin sonucunda ortaya çıkıyor. Söz konusu tehdit AK Parti’nin bekası ile ilgiliydi ve bunu sağlamanın yolu da meşruiyet üretiminden geçiyordu. Soru iktidarın bu meşruiyeti nerede arayacağı, hangi cihazlarla hayata geçireceğiydi. Seçenekler ise kabaca iki yola işaret ediyordu… Biri gerilimi ve kavgayı meşrulaştırmak üzere ölçek büyütmek, diğeri gerilim ve kavgayı bitirmek üzere ölçeği küçültmek… İlk yol yalnızlaşma ve konsolidasyonu, ikincisi işbirliğine açılmayı ve geçişkenlik yaratarak büyümeyi ima etmekteydi. AK Parti ilk yolu seçti.

Bu tercihte arka plandaki ruh hali ve psikolojik beklentiler etkili oldu. Çıraklık ve kalfalık dönemi bitmiş, ‘ustalık’ dönemi gelmişti. Bu aynı zamanda ‘ustanın’ dizginleri ele almasını sağlayacak bir sisteme geçilmesini de zımnen gerektiriyordu. Atılacak adımlar, gerçekleşecek sıçrama ve dönüşüm AK Parti ve liderinin tarihe geçmesini ifade edecekti. Özgüvenin çok yükseldiği, Erdoğan’ın hayallerini hayata geçirmek için sabırsızlandığı bir dönemdi. Böyle bir tasavvura sahipken karşılaşılan ölümcül engelleme, doğal olarak iktidarı savunmaya itti ve cemaatçi dürtüler muhafazakar sosyolojiye hakim oldu.

Etyen Mahçupyan’ın yazısı