Milli olanın ‘kutsallaştırılması’ çağımızda pek normal değil. Milliyetçi akımların modernlik adına geleceği oluşturdukları 19. Yüzyılda olsa bu durum anlaşılabilirdi. Ama artık sınırların ve kimliklerin geçirgenleştiği post modern küresel bir ortamdayız.
Tabi ki çok adil bir dünya değil. Çünkü güç farkları hala işlevsel… Ama buna karşılık büyük dünya güçlerinin herhangi bir yerelde istediğini yapabilme imkanı da giderek azalmakta. Çağımız ‘millilik’ değil küreselliğe ‘uyum ve katkı’ çağı. Bunu becerebilenlerin önünde etkili olma, sözünü geçirme, nüfuz kazanma şansı doğuyor. Beceremeyenler ise bir uyumsuzluk örneği olarak kalıyorlar.
Bugünün dünyasında ‘millilik’ ancak kendiliğinden ortaya çıkabilecek bir sonuç olabilir. Bu hedefe ulaşabilmenin önkoşulu ise önce toplum olabilmek… Yani kendine benzemeyenlerle birlikte bir bütün olduğunu kabullenmek, hazmetmek ve bunun kıvancını duymak. Bu ise niyet ve irade ötesinde, bireysel düzlemde kişilikli olmayı, topluluk düzleminde olgunlaşmayı ve zihniyet bağlamında haddini bilmeyi gerektiriyor.