Erdoğan’ın bu denklemde yerini aldığı, ‘İslamcı’ etiketi altında zorlanan tasfiyeye sahip çıktığı değerlendirmeleri yapılıyor. Kendi tercihidir, olabilir…
Muhtemelen birçokları partinin kolay, tepeden ve tek elden yönetilebilirliğini sağlamak üzere, eleştiri ve itirazı ortadan kaldıran bir kurumsal kültür hayal ediyordur. Nitekim Erdoğan’ın bazı eleştirilere karşı söylenen “Bu bir defa yolda, çizgide istikrarsızlıktır, Sırat-ı müstakimden sapmadır” cümlesini bu şekilde okuyanlar var.
AK Parti liderinin parti çizgisinin ne olması gerektiği konusunda hiçbir tereddüdü olmadığını ve hiçbir farklı görüşe prim vermeyeceğini öne sürüyorlar. Belki gerçekten de Erdoğan kendi fikirleri ve doğrularının AK Parti’nin doğrultusunu belirlemek için yeterli olduğunu düşünüyordur. Zihnindeki ‘istikamet yolunun’ pürüzsüz olmasını istiyordur…
Bunun doğru bir değerlendirme olup olmadığını kısa zaman içinde çeşitli örnekleriyle görüyor olacağız. Ancak eğer tercih bu yönde olacaksa, buradan Türkiye’yi yönetebilecek bir partinin ve iktidarın çıkma şansının neredeyse hiç olmadığının şimdiden görülmesinde yarar var.
Türkiye gibi karmaşık ve çoğul bir toplumsal zemine, katılım ve iknayı talep eden sorunlara sahip bir ülkede, tepede alınıp deklare edilen kararlarla yönetebileceğiniz tek bir alan bile bulamazsınız.