Türkiye’de rasyonel politikaların, para ve bütçe politikaları ile sınırlı olduğu sanılıyor. Gerçekte ise Türkiye için en gerekli politika, üretimi dışa bağımlı olmaktan kurtarmaktır. Yani üretimde ithal girdi payını yüzde 20’nin altına düşürmektir. Aksi hâlde dış açıklardan kurtulamayız, döviz risk olmaya devam eder. Yeni kur şokları yaşarız ve yeniden maliyetler artar, enflasyona yansır.
Kaldı ki üretim 2012 yılına kadar sıcak para girişi nedeniyle, ithal girdiye bağımlı oldu. Şimdi Mehmet Şimşek yeniden aynı hatayı yapıyor ve sıcak paraya sarıldı.
İktisatçı olmayan bazı köşe yazarları, para ve bütçe ile sınırlı politikaları rasyonel politikaların tamamı zannediyor ve kutsuyor. Gerçekte ise üretimi dışa bağımlı, ithalata bağımlı olmaktan çıkarmak Türkiye’nin öncelikli politikası olmalıdır. Bunun için, ithal girdi ikame üretimine yüksek teşvik vermek gerekir. Düşük ithal girdi kullanan ihracat malına daha ucuz kredi sağlamak gerekir. Uluslararası sözleşmelerin elverdiği ölçüde, girdi ithalatını sınırlamak gerekir.
Öte yandan; 2022 yılında konut fiyat artışları, Yİ-ÜFE artışının 2,7 katı arttı. Konut balonunun nedeni;
*TL’den kaçış,
*Kara para aklama,
*Siyasi ve bürokratik rantlar,
*Yabancıya konut satışlarıdır.
Dikkat edersek, konut fiyatlarında balon, siyasi iktidarın yanlış politikaları nedeni ile ortaya çıktı.
*Seçim öncesi yılı olduğu için bir döviz krizi yaşanmasın diye hükûmet kaynağı belirsiz döviz girişini kontrol etmedi. 2022 yılında 24,2 milyar dolar kaynağı belirsiz döviz girişi oldu.
*Faiz, nas dedi ve eksi reel faiz TL’den kaçışa neden oldu.
*Seçimde kaybetme korkusu ile siyasi ve bürokratik rantları aklamak isteyenler gayrimenkule hücum etti.
*Döviz gelsin diye kim ve ne olduğu belli olmayan bir çok Orta Doğu’luya vatandaşlık verdik. Bunlarda şimdi aldıkları konutları iki katı fiyatına sattı, bir kısmı Avrupa’ya sığındı. Bunun için de Avrupa bize vizeyi kapattı.
Bu kadar yanlıştan yalnızca kriz çıkardı, çıktı da…