İttihatçılarla kavgası, “Kızıl Sultan” diye anılmasına neden olan II. Abdülhamid muhafazakâr kesimin “Ulu Hakan” diye adlandırdığı tarihi bir şahsiyetti. Tüm muhafazakâr siyasetçiler ona özendi, onun yaptıklarını yapmaya çalıştı. Görünüşte Erdoğan da öyle yapıyor.
Ama aralarında uzlaşmaz farklılıklar var. Erdoğan’ın bir Abdülhamid olması mümkün değil. Geriye dönüp baktığımızda tek ortak yönlerinin otokrat kişilikleri olduğunu bile iddia edebiliriz.
Her şeyden önce yetiştirilme koşulları farklıydı. Abdülhamid Saray’da yetişmiş gerçek bir aristokrattı. Erdoğan ise Kasımpaşalı, aldığı eğitim bile tartışmalı bir isim. Abdülhamid opera ve tiyatroya düşkündü. Edebiyatı yerli-yabancı ayrımı yapmadan sever, yakından takip ederdi. Dindardı ama moderndi.
Aslında Abdülhamid ve Erdoğan arasındaki temel fark bence buradan kaynaklanıyor. Abdülhamid’in modernist İslamcı, Erdoğan’ın reformcu İslamcı olmasından kaynaklanan bir fark söz konusu burada.