Siyasal İslamın, “dünya görüşünün” devleti, liderinin, partisinin ve hareketinin “birliği” olarak tasarlaması, uzmanlığın yerine “davaya” sadakati koyması, bu örüntüyü çözmeye, adeta “elle tutulabilen”, hatta bir kişinin bedeninde maddeleşecek kadar basitleştirilmiş bir devlet yaratmaya başlamıştı. Bu süreçte, eğitim, sağlık ve ekonomi yönetimi çöktü, kadınlar çocuklar erkeğin arzularına terk edildi, ülke mekânları adeta “sultanın” dağıttığı “iltizam” ünitelerine dönüşmeye başladı, ülkenin kaynakları çoğu kez israf edilerek tüketilir oldu. Bu süreçte, son yangınlar, rant alanı açmak için ağaçları kesen, ormanları yok eden talancı kafa iklim krizini daha da ağırlaştırırken patlak verdi.
Şimdi yaşanmakta olan felaket bir “rastlantı” değil, bu rejimin “doğasında” var.