Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘Türkiye’nin övünç kaynakları’ arasında bu kez buzdolabı, çamaşır makinesi ve otomobil satışlarını da ekledi. AKP grup toplantısında ‘17 Aralık operasyonunun ülke ekonomisini etkilemeyi amaçladığı’ tezini yinelerken, Türkiye’nin istikrarı buzdolabı, çamaşır makinesi ve otomobil satışlarında bulduğunu savundu.
‘Çamaşır makinasında durum aynı’
Erdoğan, “Onlar tüketmeyin dedikleri halde 2002 yılında 91 bin otomobil satılmıştı. 2013’te ise rekoru yeniledik ve tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştık. 665 bin yeni otomobil satışı gerçekleşti. 2013’te 2 milyon 591 bin yeni buzdolabı satıldı. Çamaşır makinesinde durum aynı 2013’te 1 milyon 992 bin adet çamaşır makinesi satıldı ve yeni bir rekor elde edildi” dedi.
‘Çok farklı bir İstanbul’u yaşıyoruz’
Beyaz eşya ve araba satışları Erdoğan’ın ‘övünç kaynakları’ listesine ilk kez girdi. Başbakan, bugüne dek şunlarla övünmüştü:
17 BİN KİLOMETRE DUBLE YOL: Bu kadar yol yapan bir hükümet yolsuzluk yapar mı hiç? Zavallı bir köşe yazarı diyor ki, Erdoğan 6 bin km yol yaptık, bu kadar yapamasaydık yolsuzlukla mücadelede bu kadar başarılı olamazdık diyor. Zavallı takip edemiyor işte bizi. 6 bin km 79 senede yapıldı, biz 10 yıla 17 bin km yol sığdırdık önce bunu anla.
MARMARAY: Kardeşlerim 153 yıllık hatırayı gerçekleştiren iktidarımızı gördünüz. Boğaz’ın 62 metre derinliğinden, Marmaray’ı geçiren, günde ortalama 150 bin kişinin taşındığı İstanbul’un Marmaray’ını gördünüz. Acaba bizden öncekiler bunu niye yapamadı? Ayaklarına pranga mı vurmuşlardı? Elleri kolları bağlı mıydı?”
KANALİSTANBUL: Eğer İstanbul’u bir dünya başkenti yapacaksan, bu eserlere ihtiyaç var. Bakın şimdi, önümüzde Kanal İstanbul var. Kanal İstanbul bunları rahatsız ediyor. Kanal İstanbul ile beraber 42 kilometre bir kanal açıyoruz, Karadeniz’i Marmara’ya bağlıyoruz.
METROBÜS: İnşallah, 400 kilometrelik bir hafif metro ağıyla, raylı sistemlerle güçlenen bir İstanbul. İnşallah bu 720 kilometreye kadar uzanacak. Bu ağların yanı sıra metrobüslerle çok farklı bir İstanbul’u yaşıyoruz. Artık bu duraklarda, onbinlerce İstanbullu, hamd olsun, her geçen gün toplu taşımacılık kültürünü yaşamaya başladı.
IMF’YE BORCUMUZ KALMADI: Biz ödedik. Ödedik, ödedik, ödedik IMF’ye borcumuz kalmadı. Şimdi IMF bizden borç istiyor. Nasıl oluyor. Yolsuzluklara bulaşırsan olmaz. Tutmuyor tutmayacak. Güneş balçıkla sıvanmaz. İş birlikçilerle yürümez.
KAPICILAR ARABA ALABİLİYOR: Fakat burada sıkıntılar yaşıyoruz, bunu inkar etmemiz mümkün değil. Bu biraz da lüksün artmasından kaynaklanıyor. Artık düşünün ki bir kapıcı, bir odacı, rahatlıkla otomobil alabilir duruma geldi. Bu da bir refah düzeyinin ifadesidir. Dün akşam bir misafirliğe gittim. Orada bana ev sahibi şunu söyledi: Yanımda çalışanlar, verdiğim ücret şu, ama buna rağmen otomobil alıyor. ‘Oğlum daire alsana, niye otomobil alıyorsun?’ dediğimde, ‘Olur mu efendim, herkes arabaya binerken, benim de arabaya binmem lazım’ diyor. Böyle bir yapı var. İnşallah bu güzelliklerle her geçen gün daha güzel olan bir İstanbul…
ÇEVRE: Biz çevreciyiz, kimse bizimle çevrecilikte yarışamaz. Şu ana kadar 125 şehir ormanı kurduk. 2003’te 33 olan milli parklarımızı 40’a, 17 olan tabiat parklarımızı 193’e çıkardık. Bu çabalarımızı devam ettireceğiz.
2 MİLYAR FİDAN: Biz dedik ki 2-3 milyon hektarda çalışma yapalım. 2 milyon 400 bin hektarla hedefi de aştı Türkiye. Bu Türkiye’nin gururu, alkışlamak lazım. 2 milyar fidanı toprakla buluşturduk. İnanmayan varsa sayabilir. Ağaçlandırma çalışmalarını 7 kat artırdık. Tabii ki fidan gerekiyordu. Geçmişte yılda 75 milyon fidan üretiliyordu, biz bunu yılda 535 milyona yükselttik.
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ: Çoğu gitti azı kaldı, inşallah 2015’te Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de açacağız. Böylece ağır vasıtalar şehir merkezine giremeyecek. Ağır vasıtalar oradan gidecekler. Otomobiller de oradan gidebilirler. Bir özeliği daha var dört gidiş, dört geliş. Ortasından, onun da bir raylı sistem geçiriyoruz. Orada da bir toplu taşıma olayını ayrıca yaşayacağız.
ÜÇÜNCÜ HAVAALANI: Üçüncü köprüde, devletin kasasından, kesesinden para çıkmadan bunu yaptırıyoruz. Bedeli ne? 2.5 milyar dolar. Önümüzdeki yıl açıyoruz. Bitmedi, çok daha önemli bir şey var. Üçüncü havalimanını yapıyoruz. Çünkü, artık Sabiha Gökçen, Atatürk havalimanları yetmiyor. İhtiyacımızı karşılamıyor. Artık havada yarım saat, 45 dakika, uçaklar inemiyorlar. Dolayısıyla kalkışta, tehirler var. Sonunda dedik ki biz çok daha büyük bir havalimanını yapalım, dünyada ilklerin arasına girsin. 100 milyon yıl/yolcu kapasiteli bir havalimanı yapalım dedik. 100 milyonun üzerinde olacak. Maliyeti ne biliyor musunuz? 42 milyar dolar. Yine biz, cebimizden para vermiyoruz. Tamamıyla para, yüklenici firmalardan çıkıyor. Diyoruz ki al sana 20 yıl. 20 yıl burayı çalıştır, 20 yıl çalıştırdıktan sonra bu tesisler ne olacak? Ya tekrar devlete teslim veyahut da yeniden oturacağız, anlaşacağız ve bedelini alacağız ve yola devam edecekler. Kardeşlerim, bu anlayış, bunlarda olmadı. Neden? Çünkü bunların kafa yapısında ülkeye hizmet yok.
