Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Gazze’de bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu, diğer taraftaysa masum siviller, masum çocuklar vardır” dedi.

Erdoğan BM 80’nci Genel Kurulu’ndaki konuşmasında özetle şunları söyledi:
‘Kolları, bacakları olmayan masum yavrucaklar Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir’
* Biz bugün bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte sesi kısılmak istenen Filistin halkına tercüman olmak için de bulunuyoruz.
* Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor, henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyorum.
* İsrail tarafından Gazze’de son 23 aydır her saat bir çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil, hepsi birer can, birer masum insan.
* Tayyip Erdoğan olarak içim yanarak, içim kan ağlayarak söylüyorum. Henüz 2-3 yaşındaki elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucaklar bugün maalesef Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir. Buna hangi vicdan dayanır?
* Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz anne babayız, üzerine titrediğimiz evlatlarımız torunlarımız var. Dünyanın her yerinde, bir çocuğun eline küçük bir diken batsa anne babaların yüreği yanıyor, ama Gazze’de çocukların elleri kolları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. Kimse kusura bakmasın, bu insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi son bir asırda böyle bir vahşet görmemiştir. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor.

‘Bu, 7 Ekim öne sürülerek yürütülen bir toplu kıyım politikasıdır’
* İsrail soykırımı gizleyemedi. Filistin topraklarında devam eden soykırıma her fırsatta dikkatleri çeken Genel Sekreter Guterres’i cesareti için bir kez daha tebrik ediyorum. Ancak Birleşmiş Milletler Gazze’de kendi çalışanlarını dahi maalesef koruyamamıştır. Gazze’de insanlara yardım için koşturan 500 kişi öldürülmüştür. Ve bunların 326’sı BM personelidir.
* Soykırım, tıpkı Holokost insanların toplu halde imhası için kullanılan insanlık dışı, barbarca bir kavramdır. Oysa bugün Gazze’de insanlar sadece öldürülmüyor, Gazze’de hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor; tarım alanları, bahçeler, otlar, asırlık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor, kirletiliyor. Gazze’de binalar, evler, kütüphaneler, hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, tarihi yapılar bilinçli bir şekilde yıkılıyor. Gazze’nin toprağı, insan için de hayvan için de bitki için de işe yaramaz hale getiriliyor.
* Gazze’de bir savaş yoktur. Gazze’de iki taraftan söz edilemez. Gazze’de bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu, diğer taraftaysa masum siviller, masum çocuklar vardır.
* Bu terörle mücadele değildir. Bu, 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen bir işgal, tehcir, sürgün, soykırım; daha doğrusu bir toplu kıyım politikasıdır. Bugün Gazze Hamas bahanesiyle yok edilirken eş zamanlı olarak Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı Şeria da adım adım işgal edilmekte, masum siviller katledilmektedir.
‘Netanyahu’nun barış yapmaya niyetinin olmadığı bir kez daha anlaşılmıştır’
* Üstelik İsrail Gazze ve Batı Şeria’yla sınırlı kalmıyor, Suriye’ye, İran’a, Yemen’e, Lübnan’a saldırılar düzenleyerek bölge barışını tehdit ediyor. En son Katar’da arabulucu Katar’da ateşkes müzakereleri için toplantı yapan heyete İsrail saldırısı gerçekleşmiştir.
* Katar’a saldırı göstermiştir ki İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun barış yapmaya da, rehineleri kurtarmaya da niyetinin olmadığı bir kez daha anlaşılmıştır.
‘Soykırım kadrosunun uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmeli’
* Vadedilmiş topraklar saplantısıyla hareket eden İsrail yönetimi yayılmacı politikayla bölge barışına, insanlığın müşterek kazanımlarına kast etmektedir.
* En temel insan hakları, ifade, gösteri, protesto özgürlüğü, kadın, çocuk hakları, eşitlik, adalet gibi kavramlar rafa kaldırılmıştır.
* Bütün dünya liderlerine sesleniyorum; gün bugündür, gün insanlık adına Filistinli mazlumların yanında dimdik durma günüdür.
* Vicdan sahibi Musevileri de rahatsız eden, onların da tasvip etmediği, tüm dünyada antisemitizmi körükleyen cinnet hali artık devam edemez.
* Soykırım kadrosunun uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. İnşallah bu mutlaka gerçekleşecektir.
‘Suriye’de istikrar kökleştikçe kazanan tüm bölgemiz olacak’
* Eli kanlı bir rejime karşı mücadeleyi kazanan Suriye halkı inanıyorum ki büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri zaferi de inşallah menziline ulaştıracaktır.
* Suriye’de istikrar kökleştikçe hiç şüphesiz bunun kazananı Suriyeliler ile birlikte tüm komşu ülkeler, tüm bölgemiz olacaktır.
‘Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya davet ediyorum’
* Kıbrıs Adası’nda iki ayrı devlet ve iki ayrı halk vardır. Kıbrıs Türkleri adanın eşit sahibidir ve azınlık olmayı kabul etmeyecektir.
* Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlayan projelerin başarılı olamayacağını özellikle vurgulamak istiyorum.
* Uluslararası toplum, Kıbrıs Türklerinin yarım asırdır maruz bırakıldıkları haksız izolasyona artık son vermelidir.
* Kıbrıs meselesinin çözümü, daha önce defalarca denenmiş ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş ‘federasyon modeli’ üzerine bina edilemez.
* Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum.
* Ege ve Doğu Akdeniz’i ilgili tarafların meşru menfaatlerine riayet edilen istikrar havzası olarak görmek istiyoruz. Her konuda yapıcı işbirliğine hazırız.
‘Haklının güçlü olduğu bir sistem kurulana kadar’
* Biz güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir sistem kurulana kadar “Dünya beşten büyüktür” demeye devam edeceğiz.
* Hiç şüphesiz daha adil bir dünya mümkündür. Türkiye daha adil bir dünyanın inşası için mücadelesini sabırla devam ettirecektir.