Güzel Türkçemize bir zamandan beri acayip bir şey oluyor. Dilimiz giderek bir polis tutanağına, bir hukuk mütalaasına dönüşüyor.
Girin Google’a ve ‘komşularının ihbarı üzerine’ yazın. Şaşıracaksınız.
Biri evde ölüyor, komşular ihbar ediyor. Biri fenalaşıyor, komşular ihbar ediyor. Birinin çocuğu balkondan düşüyor, komşular ihbar ediyor.
Muhbir komşularla dolu bir ülke istiyoruz belli ki.
Oysa komşular eskinin tabiriyle “Ambulansı arıyor” sadece. Polis çağırıyor. İtfaiyeye haber veriyor.
Bitmedi. Biri sokakta kavga etmiş, karşı taraf kalabalıkmış karşı koyamamış, bunu sosyal medyada anlatacak… “Darp edildim” diye yazıyor.
Dövüldüm, dayak yedim, bana saldırdılar, üstüme çullandılar, beni dövdüler, kavga ettim… Bunların hepsi olur ama yok! “Darp edildim” diyor. Bir polis tutanağı, bir mahkeme zaptı diliyle anlatmayı tercih ediyor derdini.
Günlük konuşma dilimizdeki bu değişime bakınca artık bırakalım kamusal alanı, özel alanlarımızın dahi resmi terminolojiyle işgal edildiğini görüyoruz.
Peki neden önemlidir sivil bir alana sahip olmak?
Devletleri siviller yönetir de ondan.