Durum böyleyken kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun maç sonu açıklamaları da Kerem’le aynı makamdan çalıyor: “Adamlar iki uzun topla, iki gol buldu! Biz de girdiğimiz pozisyonları değerlendiremedik. Sadece kontratak oynadılar. Gereksiz goller yedik.”
“Sadece” kontratak oynadılar… Siz de bir küçümseme seziyor musunuz bu cümlelerde?
Zaten “sadece” kontratak oynamak istiyorlardı. Bir takım “sadece” kontratak oynamak isteyemez mi? Sonuçta işe yaradı mı? Yaradı. Goller de, Hakan kusura bakmasın, “gereksiz” filan değildi.
“Onlar kendi kapasitelerine göre oynadılar ve başarılı oldular. Rakibimizi tebrik ederiz ama biz bu maçı kazanabilecek kapasitede bir takımız” diyebilirdi Hakan takımın kaptanı olarak. Bu sözler onu daha da büyük bir sporcu yapardı.
Gücümüzü öfkemizden alıyoruz. Daha iyi olmak için öfkelenmemiz, kendimize düşmanlar yaratmamız gerekiyor. Spor yorumcularından biri maç sonrası “Şimdi bu takımı bir hafta boyunca medyanın dövmesi lazım. Ancak o zaman silkinip kendilerine geliyorlar” dedi.
Ne yazık ki bu sözlerde haklılık payı var.
Her işimizde böyle oluyor. Bizi öfkemiz yönetiyor.
Zamanın ruhu aksini söylüyor biliyorum. “Acımadı ki” diyenlerin dünyasındayız.
“Acıdı” diyebilsek her şey ne kadar kolay olacak aslında.