Tokat’ta Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz’ın teşvik ettiği, Ensar Vakfı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın istişare heyetinde bulunduğu Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) da katıldığı çalıştayda, ‘din eğitiminin 0-6 yaştan başlaması’ ve ‘başarılı çocukların imam hatiplere yönlendirilmesi’ gibi öneriler çıktı.

Ensar Vakfı, Karaman’da 10 çocuğun yurtlarında cinsel istismara maruz kalmasıyla gündeme gelmişti.
TÜRGAV’ın Yüksek İstişare Kurulu’nda Bilal Erdoğan dışında, 1 Kasım seçimleri öncesi kurulan geçici hükümetin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşen Gürcan, SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) Genel Koordinatörü Burhanettin Duran ve Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Topbaş ailesinden Abdurrahman Topbaş gibi isimler bulunuyor.
Çalıştaya, Ensar Vakfı ve TÜRGAV dışında, iktidarın eğitim politikalarına yön verem Eğitim Bir-Sen ve İlim Yayma Cemiyeti temsilcileri de katıldı.
‘Öğrencilerin imamlar tarafından takip edilmesi’
Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, çalıştaydaki öneriler şöyle sıralandı: ‘Medreselerin imam hatip okullarına yardımcı unsur olarak hizmet etmesi’, ‘Değerler eğitiminin 0-6 yaştan başlaması, 2 yaşından itibaren mutlaka verilmesi’, ‘Din öğretiminin okulöncesinde de verilmesi’, ‘Ailelerin zeki çocuklarını imam hatip okullarına yönlendirmesi için teşvik edilmesi, bunun için burs olanaklarının sağlanması’, ‘Temel öğretim kurumları öğretmenlerinin de başarılı öğrencileri imam hatip okullarına yönlendirmesi’, ‘Öğrencilerin okul dışında da öğretmenler ve imamlar tarafından takip edilmesi.’
‘Kuran-ı Kerim dersi zorunlu olmalı’

Çalıştayın raporunda şu ifadeler yer aldı:
0-6 yaşa değerler eğitimi: Şahsiyet geliştirme aile eğitimleri ile desteklenmeli. Şahsiyet eğitiminde 0-6 yaş arası önem arz ettiği için bu yaşlarda değerler eğitimine önem verilmeli. Dede ve nineler şahsiyet eğitimine dahil edilmeli. Değerler eğitimi, öğrencilerin din öğretimine yatkınlık ve hazır bulunuşluk seviyesini arttırmak için 2-6 yaş arasındaki çocuklara mutlaka verilmeli.
Okulöncesinde din öğretimi: Din öğretimi okulöncesi dönemden başlayarak verilmeli. Kuran-ı Kerim dersi seçmeli değil, zorunlu ders olmalı. Liselerde öncelikli olarak temel dini bilgiler dersi seçilmeli, sonra diğer dersler seçilmeli.
Başarılı öğrenciler imam hatiplere: İlkokul öğretmenleri ile görüşülerek kabiliyetli öğrencilerin imam hatip okullarına yönlendirilmesi konusunda çalışmalar yapılmalı. Öğrenci seçme sınavlarında yüksek puanlı öğrencilerin imam hatip liselerini seçmeleri yönünde özendirici çalışmalar yapılmalı. Bunun için burslar verilmeli. Aileler çocuklar içerisinden en zeki olanları imam hatip kurumlarına yönlendirmeli. Nitelikli öğretmenler, imam hatip okullarını tercih etmeleri konusunda özendirilmeli.
İmamlar öğrencileri takip etmeli: Öğrenciler, öğretmenler arasında paylaşılarak okul dışında da takip edilmeli. Din görevlileri de gönüllü olarak buna katkı vermeli. Öğrenciler okul dışında din görevlileri ile buluşturulmalı.
Medreseler yardım etsin: İslam âlimi; daha çok imam hatipler ve daha sonra İlahiyat Fakülteleri’nde okuyan, bu okulları bitirdikten sonra lisansüstü ilim tahsisi yapan kimseler arasından yetişecek. Medreseler de İslam âlimi yetiştirir; ancak bugünün şartlarında onların yardımcı unsur olarak hizmet etmeleri daha uygun.