Geçen hafta siyonist devlet Sumud Filosu’na saldırdı. Soykırımcı İsrail donanmasına bağlı gemiler Gazze’ye yönelik yasadışı ablukaya dikkat çekmek ve bölgeye insani yardım götürmek için yola çıkan sivil teknelere hücum ettiler.
En az 175 kişiyi rehin aldılar, 40 saat bir İsrail firkateyninde aç-susuz, konteynerler içinde ve ıslak zeminde alıkoydular. 31 kişiyi işkence ve kötü muamele sonucu yaraladılar, teknelerin bir bölümünü de tahrip ettiler.
Ege’de alabora olan bir tankerdekilerin kurtarılması için Türkiye ile savaş eşiğine gelmekten çekinmeyen Atina’daki Miçotakis hükümeti, açıkça bir deniz haydutluğunun kurbanı olan 22 tekneye yardım etmek için kılını bile kıpırdatmadı. Yunanistan Hükümet sözcüsü hiç utanmadan “olay uluslararası sularda gerçekleşti” açıklaması yaptı.
Sonradan ortaya çıkan gerçek daha da çirkindi. İsrail, kendi topraklarından yaklaşık 1000 kilometre uzakta, bu haydutluğu Yunanistan hükümetinin bilgisi dahilinde ve katkısıyla gerçekleştirmişti. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, “işbirliği” için Yunanistan’a teşekkür etti.
Yunanistan tarihinin en Amerikancı hükümeti olma konusunda Metaksas cuntasına bile rahmet okutan Miçotakis yönetimi şimdi bu alandaki başarısının yanına bir de Yunanistan tarihinin açık ara en İsrailci hükümeti olma unvanını ekledi.
Miçotakis’in ihaneti ve sefaleti onurlu Yunan halkının, Yunanlı emekçinin suçu değil. Bununla birlikte kardeş Yunan halkına ilave bir sorumluluk yüklüyor. Bir an önce ülkelerini bu pislikten arındırmak.
İğneyi Atina’ya batırmak çok konforlu bir seçim elbette ama çuvaldızı da boşta bırakacak değiliz.