Bu yazı yayınlandığında TBMM’de kanunlaşmış olacağı beklenen taslak, Kürt sorununun kökenlerine inmiyor. Kapsamlı demokratik adımlar içermiyor; kalıcı barış ve demokratik çözüm odaklı değil.
Zira AKP’nin çapı ve karakteri buna elverişli değil. Ancak on yıllardır süren çatışmayı resmen sona erdirmesi bakımından tayin edici bir gelişme. Kürt sorunu kapsamında tarihsel bir sözleşme niteliği taşıyor. Bu, esas olarak Kürt hareketinin kararlı çabasıyla mümkün oldu. Kürt halkı ve Türkiye’nin demokratikleşme güçleri için tatmin edici olmasa da yasa yeni bir aşamaya işaret ediyor.
“Çerçeve Yasa”, Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nin feshi, silah bırakma kararı ve sembolik silah yakma girişimlerine paralel olarak kadro ve üyelerin durumunu düzenliyor. Kırsaldaki, cezaevindeki ve sürgündeki binlerce Kürt’ün geleceği doğrudan bu yasayla şekillenecek.
Yukarıda da belirtildiği gibi teyit mekanizmasının üçüncü göz olmadan iktidarın inisiyatifinde yürütülecek olması güven vermese de kamuoyu ve demokratikleşme güçlerinin rolü burada da belirleyici olacak. Zira iktidarın anti-demokratik karakteri kaygı yaratmaya devam ediyor.
Yasayı anlamlı kılan, bir dönemin kapandığı ve yenisinin açıldığıdır. Kürt halkı ve Türkiye halkları için yeni bir dönem başlıyor. Süreç, toplumsal mücadelenin olanaklarını büyütüyor.