AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, son bir yıl içinde otuza yakın üniversiteye rektör atadığı biliniyor. İstisnalar var mıdır, bilmiyorum, ama bakıldığında görülecektir ki atanmışlar AKP ile ilişkili olan, tek adam iktidarını akademide tahkim etmeye yönelik ‘seçkin’ kadrolar olarak düşünülmüş isimlerdir. Pandemi sürecinin koşulları da fırsat bilinerek yapılmış ve sessiz karşılanmış o atamalardan da cesaret alan AKP yönetimi Boğaziçi Üniversitesindeki karşı çıkışla şaşkına dönmüş görünse de bu akademideki gidişata karşı bir demokratik tepkidir. Bulu gibi çok bariz bir ismin Boğaziçi Üniversitesine atanması ise biriken rahatsızlıkların bardağı taşıran damlası olmuştur.
AKP yönetimi ne derse desin, Erdoğan, Bahçeli, Soylu, yardımcısı, bilumum iktidar cenahı ve yandaş medya haklı direnişi ne kadar hedef yaparsa yapsınlar, kara propaganda ne denli işletilirse işletilsin, Boğaziçi Üniversitesindeki demokratik direniş hem akademide hem de toplumda geniş bir destek buluyor. Demokratik direniş, tek adam rejimini her alanda tahkim ederek ilerlemek isteyen AKP-MHP yönetiminin tahayyül ettiği faşizan rejimin önüne geçti ve toplumsal bir direnişin yolunu bir kez daha göstererek demokratik bir barikat oldu.