Emre Alkin: Mülteci akınına maruz kalan bir ülkenin, barınma konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaşacağı açık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Geçenlerde ekonomi yönetiminden “konut arzını artırıp fiyatları ve kiraları düşüreceğiz” açıklaması geldi. Maalesef bu önermenin pratik hayatta bir karşılığı yok. Bu konuda yapılan çalışmalar aksini söylüyor.

Türkiye’de nominal büyüme en kötü yılda bile %25. Ancak Türkiye’de herkes kiraların astronomik artışından şikayet ediyor. Aynı hatayı Rusya da yapıyor. Konut Sektörü nominal olarak % 50 artmış ama kiralar yıllık % 70 seviyesinde yükselmiş. Özellikle İstanbul ve Moskova astronomik kira artışlarında başı çekiyor. Türkiye’de konut fiyatları yıllık %100 artışla yola devam ediyor. 

Meselenin özü şu: Düzensiz göçe maruz kalan, hayat pahalılığı yüksek, serbest piyasadan kopmuş, ulusal parasına güven kaybolmuş, nispi fiyat dengesi bozulmuş, bir de muazzam bir mülteci akınına maruz kalan bir ülkenin, barınma konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaşacağı açık. Ancak kalkınmadan değil hızlı büyümeden hoşlananlar, inşaat ekonomisinin bu amaca uygunluğunu bildiği için, ülkenin başına gelen her kötülüğü “konut arzı eksikliğine” bağlarlar. Ancak hızlı büyüyen inşaat sektörünün yarattığı gecikmeli enflasyonist etki hep görmezden gelinir. İnşaat malzemesinden, konutların içindeki beyaz eşya, mobilya vbg ürünlerin veya hizmetlerin fiyatı artarken hayat pahalılığı sürekli yükselir. Buradan da anlaşıldığı gibi ekonomiyi bir denklemden ibaret ve eşanlı değerlendiren kişiler fiyat artışlarının arzı artırarak dizginleneceğini zannederler. Hâlbuki durum bu değildir. Ticaretin içindeki çok sayıda çarpıklığı, güvenlik ve diplomasiyi ilgilendiren sorunları çözmeden ve serbest piyasaya yapılan yanlış müdahaleleri sonlandırmadan fiyatları da kiraları da durdurmak mümkün olmaz. 

Emre Alkin’in yazısı