FATİH TUNCER
Klişe tabiri ile televizyonun Oscar’ı olarak bilinen Emmy Ödülleri bu yıl gerçekten de kendisine yapılan yakıştırmaya uygun hareket etti.
Çünkü tıpkı ‘sağduyu’ gibi var olduğu düşünülen ancak ispat edilemeyen mefhumlar arasında yer alan ‘bilinçli televizyon seyircileri’ bu yıl Emmy’de kazandı. Bilinçli seyircilerin beğenileri Oscar’lardaki gibi sürpriz bir şekilde Emmy Ödülleri’ne de yansıdı.
Geçmiş yıllarda Emmy Ödüllerinin sahipleri ile seyircilerin tercihleri, en az birkaç kulvarda mutlaka ters düşerken bu yıl gerçek bir “Emmy Ödülleri-Seyirci Beğenisi Tutulması” yaşandı. Önemli kulvarların tamamında favoriler kazandı.
Üstelik Emmy Ödülleri bu yıl polemik ya da skandal üretmeden pozitif değişikliklere de ev sahipliği yaptı.

Her şeyden önce ‘How to Get Away With Murder’dan Viola Davis’in drama dizisinde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan ilk siyahi isim olması Emmy Ödülleri’nde bu pozitif değişikliklerinin en belirgin örneği.
Viola Davis’in Samuel Jackson’ın 45 yaşa taşıdığı ‘geç yaşta şöhrete kavuşmak’ rekorunu 49’a çıkartması yeterince dikkat çekiciyken, ödül kabul konuşmasında siyahi kadınların tek eksiğinin ‘fırsat’ olduğunu söylemesi son derece şık bir hareketti.
Oscar’daki ödül kabul konuşmalarının büyüsünden bir kova da Emmy Ödülleri’ne sıçradı.

Tabii bu kısa süreli ciddiyet nöbeti, Emmy Ödülleri’nin televizyonun olanca ciddiyetsizliği ve aileden birisi olmasına yakışır şekilde ilerlemesine engel olmadı.
Jon Hamm’in 16 defa Emmy Ödülleri’ne aday gösterilip hepsinden eli boş dönmesinin Michael Ballack’ın futbol kariyeri ile gösterdiği korkunç benzerlik nihayet son buldu.
Mad Men’in ekranlara veda ettiği bu yıl gökten bir yıldız kaydı ve Jon Hamm’in ödülünü almak için sahneye sürünerek çıkması ile ‘sabreden derviş muradına ermiş’ masalını sonlandırdı.
Sekiz yıldır Jon Hamm’i çağırıp her seferinde geri gönderen ‘üst akıl’ nihayet nasıl büyük bir gaddarlık yaptığını fark etmiş olsa gerek.

Game of Thrones’un ejderha aleviyle kasıp kavurması törenin seyircilerin beğenisiyle kucaklaştığı andı.
Lost’tan başlayarak bu yıla kadar Emmy’nin bilimkurgu ve fantezi eserlerine karşı takındığı ‘ilkokuldaki o çok heves kıran Türkçe öğretmeni’ tavrı Dothraki Denizi’nin bilinmezliğine doğru yola çıktı.
Game of Thrones, ‘törenlerin altın vuruşunu’ yaparak tek seferde 12 ödül kazandı. Dizinin muhtemelen en yavan geçen sezonundan böyle bir sonuç alarak dönmesi, site kapatmalardan sonra online dizi izleme imkânı kalmamış yurt öğrencilerinin jüride yer alıp almadığı sorusunu akla getiriyor.
Kırmızı halıda yaşananları önümüzdeki 130 yıl boyunca moda blogları tartışadursun, Emmy’nin bu yıl en zayıf kaldığı nokta sunucu oldu. Andy Samberg’in Donald Trump esprileri dışında performansı hayli sönük kaldı.

Öte yandan, Bryan Cranston’ın ‘Walter White’ karakterinden çıkmayı bir türlü başaramadığı sahnelerin bu yıl Emmy’de yaşanmaması güzeldi.
Bu gidişle kendisinin Breaking Bad temalı bir kafede barista olarak çalışmaya başlayacağı günleri görmek için bir sonraki Emmy’i beklemek gerekmeyebilir.

Her şeye rağmen Emmy de Emmy’liğini yaptı. En iyi komedi dizisi dalında ödülü, favori gösterilen ‘Unbreakable Kimmy Schmidt’in yerine dördüncü sezonuna giren ‘Veep’ kazandı. Emmy, bu hamlesiyle kolay kolay eski alışkanlıklarından vazgeçmeyeceğini gösterdi.
Televizyon için 2015 yavaş yavaş biterken Emmy Ödülleri bu yıl herkese istediği sonucu vermiş olmanın huzuru ile noktalandı.
Peki HBO’nun hegemonya kurduğu bu yılki törenler acaba bir sonun başlangıcı mı?
Henüz bunu söylemek için çok erken.