Mahkemenin yıkımını hukuksuz bulup yürütmeyi durdurma kararı verdiği İstanbul’un hafıza alanlarından Emek Sineması’nın son işletmecisi Süheyla Kurtuluş, Emek’in yıkılış sürecini anlattı. Kurtuluş, projeyi üstlenen firmanın ortağını yalan söylemekle suçladı.

Radikal.com.tr’de yayınlanan yazısında alışveriş merkezleri içerisindeki büyük sinema salonlarıyla rekabetin gitgide arttığı dönemde sinemaların düşüşe geçtiğini belirten Kurtuluş, Emek’in uzun süredir sadece festivallerle kendini döndürebilen bir sinema haline geldiğini yazdı.
Kurtuluş, yazısında Emek’i anlatarak, aslında benzer tehditlerle karşı karşıya gelen tüm sanat kurumlarının yaşadıklarına şöyle ayna tuttu: “Emek, perdesini en son 2009 ‘Film Ekimi’nde açtı. Daha sonraki süreci hepimiz biliyoruz. Evet, biraz da isyanla “Niye bizi ayakta tutmadılar?” diye sorduk, ama buna ne bir aile işletmesinin ne sinemaseverlerin ne de İKSV gibi kurumun tek başına gücünün yetmeyeceğinin de farkında olarak.”
‘Yalan, hiç tanışmadık’
Bu süreçte, Emek’i yaşatma uğraşlarının da projeyi üstlenen firma tarafından kullanıldığını aktaran Kurtuluş, kendisi için, “Kadın kendi gelip, ‘Beni kurtarın, battım! Buyrun anahtar. Sokakta projeyi protesto etmek için yürüyenler bir kere film izlemek için sinemaya gelselerdi ben batmazdım’ dedi” diyen Kamer İnşaat’ın ortaklarından Levent Eyüboğlu’nu yalanladı.
Dava süreci devam ederken sinemayı açık tutmaya çalıştıklarını ve bu yüzden sponsor ve destek arayışına girdiklerini belirten Kurtuluş, “Kısacası, kaybettik. Bu noktada ciddi bir yılgınlık ve kırgınlık oluştu. Kendi çabamızla yapabileceğimiz en doğru şey Emek’i piyasadaki sinema salonları işletme zincirlerinden birine devretmekti. Ancak gelişmeler karşısında, adımızın karşı taraftaki iddiaları desteklemek amacıyla kullanıldığını gördük” diye yazdı.
Kurtuluş, yazısına şöyle devam etti: “Hürriyet’te çıkan röportajda, ‘Kadın kendi gelip, ‘beni kurtarın, battım! Buyrun anahtar. Sokakta projeyi protesto etmek için yürüyenler bir kere film izlemek için sinemaya gelselerdi ben batmazdım’ gibi söyleyenin seviyesizliğini yansıtan yalan ifadeler de açıkçası bardağı taşıran bir damla oldu. Röportajı veren şahısla hiç tanışmamış olmamızın yanı sıra Emek’in anahtarını bir şahsa ya da inşaat şirketine teslim etmemiz söz konusu değil. Nihayetinde mülk SGK’ya geçmişti ve onlar dışında muhatap olduğumuz tek merci bir ‘sinema salonları işletmesi’ydi.”
‘Emek Sineması’nı yıkmak isteyenlerin engellenemeyecek kadar güçlü oldukları’nı yazan Kurtuluş, şöyle devam etti: “Ama en azından bu gibi yalan yanlış ifadelerle; İKSV, sinemaseverler ve Emek Sineması arasında ihtilaf oluşturarak yol alamayacaklarını da bilmelerini isteriz.”