Devletçi kapitalist sistemin diğer adı “karma ekonomi”dir. 2. Dünya Harbi’nden sonra ortaya şöyle bir sav atılmıştı. Karma ekonomiler sürekli olamaz. Bunlar zaman içinde tasfiye olacaktır. Yani ya tam devletçi (sosyalist) ya da tam piyasacı (kapitalist) hale dönüşecektir. Çünkü karma ekonominin teorisi yoktur. Teori olmadan, pratik de olmaz. Değişim rüzgarları önce soldan sonra sağdan esti. 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılması ve 1991 Gorbaçov’un istifasıyla Sovyetler Birliği’nin dağılması, bir bakıma bu savı doğruladı. Yani tüm ekonomiler “serbest piyasa sistemine” diğer bir değişle “görünmez el”in idaresi altına girdi. Tabii en büyük olay Komünist Çin’in tek partili komünist rejimini değiştirmeden (belki de o sayede) yaman bir kapitalist ekonomiye dönüşüp “dünya ağır sıklet ekonomi şampiyonu” olmasıydı. Ancak ülke ekonomilerine yakından bakınca bunların hepsinin aynı dozda olmamakla birlikte “karma ekonomi” sisteminde buluştuğunu görüyoruz. Atatürk strateji seçiminde yine haklı çıktı.