Cumhurbaşkanı seçimi henüz sonuçlanmadı. Az da olsa Kılıçdaroğlu’nun başkan seçilme ihtimali var. Ben bu yazıda o ihtimali hesaba almayacağım. Gerçekleşirse müthiş bir şey olur. Bu yazıda, Erdoğan başkanlığa devam ederse, ekonomide ne oluru tahmine çalışacağım. Erdoğan’ın son iki yılda yaptığı en vahim hata “faizi indirerek enflasyonu düşürmeyi” denemesidir. Böyle bir nebat doğada zor bulunur. Ama “cari açığı kapatarak, ekonomiyi istikrara kavuşturma” diye bir strateji vardır. Bu stratejinin hedefe ulaşması için ülkenin yutması gereken “acı ilaç” da “düşük faiz-yüksek kur” dur. Yurdum iktisatçıların enflasyon düşürmek için ülkeye yutturdukları “yüksek faiz-düşük kur” sanıldığı gibi ilaç değil, zehirdir. Acısı sonra çıkan çok tatlı bir zehirdir. Bu, bünyeyi zayıflatan ve bağımlılık yaratan kokain gibi bir “keyif verici” maddedir. Ülkedeki ekonomik istikrarsızlığın “kök sebebi” bu zehrin inatla ve ısrarla ilaç diye hastaya verilmesidir. Ümidim, Erdoğan’ın “sıcak para” ve “yüksek faiz-düşük kur” tuzağına bir daha düşmemesidir. Tahmin ederim, döviz yokluğundan biraz yalpalasa da “cari fazla” hedefine giden hattı müstakimden ayrılmayacaktır. Endişem “itibardan tasarruf edilmez” diyen şatafat düşkünü, kara delik yatırımcısı Erdoğan ve çevresinin bunu gerçekleştirmeye yetecek kadar nefislerine hakim olamamalarıdır.